Enine Boyuna Hiperakuzi- 2: Hiperakuzi’nin Görülme Sıklığı ve Nedenleri

0
143

YAZAR: Murat Erinç

Medeniyet Üniversitesi Odyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi

Marmara Üniversitesi Odyoloji Bilim Dalı Doktora Öğrencisi 


Genel popülasyondaki hiperakuzi oranı tam olarak bilinmemektedir ve bu alanda sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Hiperakuzinin yaygınlığı özellikle tinnitus veya depresyon gibi başka medikal durumlarla birlikte görüldüğünde hafife alınmaktadır (Marriage & Barnes, 1995). İsveç’te internet ve posta aracılığı ile genel popülasyon üzerinde yapılan bir çalışmada toplumun %8-9’unda hiperakuzi olduğu saptanmıştır (Andersson, Lindvall, Hursti, & Carlbring, 2002). Ayrıca hiperakuzi hastalarının %86’sında tinnitus olduğu belirtilmiştir (Anari ve ark., 1999). Tinnituslu hastalar ile yapılan çalışmalarda ise hastaların %40’ı (P. J. Jastreboff & Jastreboff, 2000) ile %79’u (Dauman & Bouscau-Faure, 2005) arasında hiperakuzi gözlenmiştir. Bu kadar farklı oranların çıkmasının sebebi hiperakuzinin tanımındaki farklılıklar ve standardize bir ölçüm yönteminin olmamasıdır (Meeus, Spaepen, Ridder, & Heyning, 2010).

Genel popülasyonda %5 (Shargorodsky, Curhan, & Farwell, 2010) oranında tinnitus hastası bulunmaktadır. Tinnitus hastalarının %40’ında hiperakuzi olduğu düşünülürse genel popülasyonun en az %2’sinde hiperakuzi olduğu sonucuna ulaşılabilir (P. J. Jastreboff, 2000).

Çocuklarda ise hiperakuzi bazı durumlarda davranışsal olarak gözlemlenebilir. Örneğin televizyon seyrederken, oyun oynarken, telefon veya kapı çalarken kulaklarını kapatması önemli bir ipucu olabilir. Brezilya’da yapılan bir çalışmada çocuklarda (5-12 yaş) rahatsızlık/sıkıntı hiperakuzisinin görülme sıklığı %3.2, gürlük hiperakuzisinin görülme sıklığı ise %1.2 oranında bulunmuştur (Coelho, Sanchez, & Tyler, 2007).

Hiperakuziye neden olduğu bilinen birçok rahatsızlık literatürde bulunmakla birlikte çoğu hiperakuzi hastasında hastalığın kaynağı bulunamamaktadır. Kafa travması, migren, Lyme hastalığı, Williams sendromu gibi nörolojik yolları etkileyen patolojiler hiperakuzide etkili olduğu gibi depresyon, anksiyete, Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), fibromiyalji gibi psikolojik/psikiyatrik faktörlerin de etkili olduğu bilinmektedir (D. M. Baguley, 2003; Katzenell & Segal, 2001).

Hiperakuzi ve tinnitus arasındaki ilişki birçok araştırmada belirtilmiştir (Aazh, Moore, Lammaing, & Cropley, 2016; Schecklmann, Landgrebe, Langguth, & Group, 2014). Tinnitus hastalarının %40’ında (P. J. Jastreboff & Jastreboff, 2000) hiperakuzi gözlenirken hiperakuzi hastalarının %86’sında (Anari ve ark., 1999) tinnitus gözlenmesi benzer patofizyolojik mekanizmaya ve risk faktörlerine sahip olduklarını işaret etmektedir. Hiperakuzi için tinnitus öncesi dönem de denilmektedir (P. Jastreboff & Hazell, 1993). Hiperakuzi ve tinnitus ilişkisi üzerine birçok araştırma olmasının sebebi tinnitus hastaları ile yapılan çalışmaların çok sayıda olmasıdır. Bu yüzden literatürde tinnitus ve hiperakuzi arasındaki ilişkiden bahseden çok sayıda yayın mevcuttur. Tinnitus hastaları kendi içinde farklılık göstermekle birlikte genellikle işitme kaybı, serebellopontin köşe tümörleri, vasküler, nörolojik, farmakolojik, metabolik, dental ve psikolojik nedenler ile ortaya çıkmaktadır. Ancak nedeninin belirlenemediği birçok tinnitus vakası da söz konusudur. Her ikisinde de odyometrik bulgular ile kullanılan ölçekler arasında düşük ilişki bulunması (Meeus ve ark., 2010) ve ikisi için de benzer tedavi yöntemlerinin kullanılması idiopatik sübjektif tinnitus ile hiperakuzi arasındaki ilişkiye vurgu yapmaktadır.

Gürültü maruziyetinin ya da akustik travmanın hiperakuziye veya tinnitusa sebep olduğu gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda hiperakuziye neden olan en önemli faktörün gürültü maruziyeti olduğu belirtilmiştir (Anari ve ark., 1999; Kähärit, Zachau, Eklöf, Sandsjö, & Möller, 2003).

Otizm spektrum bozukluğu olan kişilerde görme, duyma, dokunma, koku veya tat gibi duyular abartılmış bir şekilde hissedilebilir. Otizm ile hiperakuzi arasındaki ilişki yapılan çalışmalarla bilinmektedir (Coelho ve ark., 2007; Danesh ve ark., 2015; Khalfa ve ark., 2002).Otizmli bireylerin duyduğu rahatsızlığın akustik uyarana bağlı olmadığı düşünülebilir. Fakat otizmli bireylerde çok sık görülen sifon sesinden korkma/rahatsız olma davranışı aynı eylem sessiz bir şekilde gerçekleştiğinde gözlenmemiştir (Jackson & King, 1982). Bu bulgular çevresel seslerin otizmli bireyler üzerinde yarattığı rahatsızlığı vurgulamaktadır.

Hiperakuzi hastalarının kendi içinde farklılık göstermeleri, altında yatan mekanizmaların farklı olabileceğini göstermektedir. Bazı hiperakuzi hastalarının ses, koku, tat ve görsel uyaranlardan daha çok etkilendiği gözlenmiştir (Andersson ve ark., 2002). Migren hastaları da atak sırasında veya ataklar arasında bu tür uyaranlardan rahatsızlık duydukları için riskli grupta yer almaktadır (Headache Classification Subcommittee of the International Headache Society, 2004).

Hiperakuzi hastalarının yarısına yakınında depresyon, anksiyete, TSSB gibi psikiyatrik rahatsızlıklar gözlenmektedir (Juris, Andersson, Larsen, & Ekselius, 2013). Birçok çalışmada özellikle anksiyete ve hiperakuzi arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (Blaesing & Kroener-Herwig, 2012; Juris ve ark., 2013; Schaaf ve ark., 2003). Sammeth, Preves, ve Brandy (2000)’na göre hiperakuzi hastaları anksiyete bozukluğuna daha yatkındır.

Hiperakuzinin gündelik yaşamı doğrudan etkilediği bilinmektedir. Hiperakuzi ve psikiyatrik rahatsızlıkların beraber seyrettiği düşünülürse tedavi sürecinde önceliklerin belirlenmesi önem arz etmektedir. Uyku problemi, odaklanma güçlüğü ve duygusal olarak çöküntüde hissetme gibi semptomlar hastaların yaşantılarını oldukça zorlaştırmaktadır.

Farklı semptomların bir arada gözlenmesi sebebiyle hiperakuzi hastaları kulak burun boğaz hekimi, odyolog, psikolog, psikiyatrist, nörolog gibi farklı branşlara başvurabilir. Başarılı bir tedavi süreci için ortak çalışma daha faydalıdır. 


KAYNAKLAR:

Aazh, H., Moore, B. C. J., Lammaing, K., & Cropley, M. (2016). Tinnitus and hyperacusis therapy in a UK National Health Service audiology department: Patients’ evaluations of the effectiveness of treatments. International Journal of Audiology, 1-9. doi:10.1080/14992027.2016.1178400

Anari, M., Axelsson, A., Eliasson, A., & Magnusson, L. (1999). Hypersensitivity to sound: Questionnaire data, audiometry and classification. Scandinavian audiology, 28(4), 219-230.

Andersson, G., Lindvall, N., Hursti, T., & Carlbring, P. (2002). Hypersensitivity to sound (hyperacusis): a prevalence study conducted via the Internet and post. Int J Audiol, 41(8), 545-554.

Baguley, D. M. (2003). Hyperacusis. J R Soc Med, 96(12), 582-585.

Coelho, C. B., Sanchez, T. G., & Tyler, R. S. (2007). Hyperacusis, sound annoyance, and loudness hypersensitivity in children. Prog Brain Res, 166, 169-178. doi:10.1016/S0079-6123(07)66015-4    

Danesh, A. A., Lang, D., Kaf, W., Andreassen, W. D., Scott, J., & Eshraghi, A. A. (2015). Tinnitus and hyperacusis in autism spectrum disorders with emphasis on high functioning individuals diagnosed with Asperger’s Syndrome. Int J Pediatr Otorhinolaryngol, 79(10), 1683-1688. doi:10.1016/j.ijporl.2015.07.024    

Dauman, R., & Bouscau-Faure, F. (2005). Assessment and amelioration of hyperacusis in tinnitus patients. Acta Otolaryngol, 125(5), 503-509.

Jackson, H. J., & King, N. J. (1982). The therapeutic management of an autistic child’s phobia using laughter as the anxiety inhibitor. Behavioural Psychotherapy, 10(04), 364-369.

Jastreboff, P., & Hazell, J. (1993). A neurophysiological approach to tinnitus: clinical implications. Br J Audiol, 27(1), 7-17.

Jastreboff, P. J. (2000). Tinnitus habituation therapy (THT) and tinnitus retraining therapy (TRT). Tinnitus handbook, 357-376.

Jastreboff, P. J., & Jastreboff, M. M. (2000). Tinnitus Retraining Therapy (TRT) as a method for treatment of tinnitus and hyperacusis patients. J Am Acad Audiol, 11(3), 162-177.

Juris, L., Andersson, G., Larsen, H. C., & Ekselius, L. (2013). Psychiatric comorbidity and personality traits in patients with hyperacusis. Int J Audiol, 52(4), 230-235. doi:10.3109/14992027.2012.743043    

Kähärit, K., Zachau, G., Eklöf, M., Sandsjö, L., & Möller, C. (2003). Assessment of hearing and hearing disorders in rock/jazz musicians. International Journal of Audiology, 42, 279-288.

Katzenell, U., & Segal, S. (2001). Hyperacusis: review and clinical guidelines. Otol Neurotol, 22(3), 321-326; discussion 326-327.

Khalfa, S., Dubal, S., Veuillet, E., Perez-Diaz, F., Jouvent, R., & Collet, L. (2002). Psychometric normalization of a hyperacusis questionnaire. ORL J Otorhinolaryngol Relat Spec, 64(6), 436-442. doi:67570

Marriage, J., & Barnes, N. M. (1995). Is central hyperacusis a symptom of 5-hydroxytryptamine (5-HT) dysfunction? J Laryngol Otol, 109(10), 915-921.

Meeus, O. M., Spaepen, M., Ridder, D. D., & Heyning, P. H. (2010). Correlation between hyperacusis measurements in daily ENT practice. Int J Audiol, 49(1), 7-13. doi:10.3109/14992020903160868    

Sammeth, C. A., Preves, D. A., & Brandy, W. T. (2000). Hyperacusis: case studies and evaluation of electronic loudness suppression devices as a treatment approach. Scand Audiol, 29(1), 28-36.

Schaaf, H., Klofat, B., & Hesse, G. (2003). [Hyperacusis, phonophobia, and recruitment. Abnormal deviations of hearing associated with hypersensitivity to sound]. HNO, 51(12), 1005-1011. doi:10.1007/s00106-003-0967-y    

Schecklmann, M., Landgrebe, M., Langguth, B., & Group, T. R. I. D. S. (2014). Phenotypic characteristics of hyperacusis in tinnitus. PLoS One, 9(1), e86944. doi:10.1371/journal.pone.0086944    

Bir Cevap Yazın