8 minutes reading time (1582 words)

Enine Boyuna Hiperakuzi- 1: "Hiperakuzi Nedir?"


Hiperakuzi Nedir? 

 

YAZAR: Murat Erinç

Medeniyet Üniversitesi Odyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi

Marmara Üniversitesi Odyoloji Bilim Dalı Doktora Öğrencisi

Hiperakuzi kişinin işitme eşiklerinin çoğunlukla normal olmasına karşın başkalarını rahatsız etmeyen çevresel/gündelik seslerden rahatsızlık duyulmasıdır. 

(Khalfa ve ark., 2002; Klein, Armstrong, Greer, & Brown, 1990; J. A. Vernon, 1987).

 Kentsel dönüşüm, artan araba sayısı, evlerde kullanılan elektronik cihazlar, akıllı telefonlar, bilgisayarlar vb. gibi bir sürü faktörün sonucu olarak özellikle büyük şehirlerde çevresel gürültünün arttığı gözlenmektedir. Çevresel gürültüye karşı verilen tepkiler kişiden kişiye değişmektedir ve sese karşı toleransı düşük olan kişiler ciddi zorluklar yaşamaktadırlar. Bu sebeple kişiler arası farklılıkların nedenlerinin araştırılması ve çevresel gürültüye karşı duyulan rahatsızlığın ölçülebilmesi önem arz etmektedir.

Hiperakuzinin evrensel olarak kabul görmüş tek bir tanımı bulunmamaktadır. Farklı tanımlarının olması hastalar, klinisyenler ve araştırmacılar için durumu zorlaştırmaktadır. Medikal literatürde "hyperacusis" terimi ilk olarak 1938 yılında Perlman tarafından kullanılmıştır. Daha sonra Mathiesen (1969) tarafından hiperakuzinin duygusal etkilerini de kapsayan "hyperesthesia dolorosa" teriminin kullanılması önerilmiştir fakat bu terim yaygınlaşmamıştır. "Hiperakuzi" teriminin daha iyi anlaşılması için uzmanlar tarafından farklı tanımlar kullanılmıştır. Örnek olarak sıradan çevresel seslere karşı tolerans gösterememe (J. A. Vernon, 1987), normal duyan insanların genelini rahatsız etmeyen seslerden rahatsızlık duyma (Khalfa ve ark., 2002), sese karşı uygun olmayan tepki verme (Klein ve ark., 1990), birçok kişiye göre rahat gelen ses şiddetini dayanılmaz olarak algılama ve herhangi bir sese karşı aşırı azalmış tolerans (D. M. Baguley, 2003), çoğunluğun tolerans gösterebildiği çevresel seslere karşı olağan dışı hassasiyet gösterme (Katzenell & Segal, 2001) ve sese karşı aşırı duyarlılık (Anari, Axelsson, Eliasson, & Magnusson, 1999) tanımları verilebilir.

Fonofobi ve Misofonya 

1

Hiperakuzinin yarattığı duygu durumunun üzerinde duran bazı uzmanlar fonofobi (Phillips & Carr, 1998) ve misofonya (M. M. Jastreboff & Jastreboff, 2002) terimlerini kullanmışlardır. Hiperakuzi, fonofobi ve misofonya birbirine benzer sübjektif olgulardır ve ayırt etmesi güçtür. Sese karşı düşük toleransın olması yalnızca hiperakuzi olduğu anlamına gelmez. Belirli seslere karşı korku duyma (fonofobi) veya tiksinme (misofonya) davranışı olabilir (P. Jastreboff & Hazell, 1993; P. Jastreboff & Jastreboff, 2003).

Fonofobi belirli bir sese karşı fobi geliştirmektir. Otonom ve limbik sistem tarafından verilen abnormal güçlü reaksiyonlar olarak tanımlanır (P. J. Jastreboff & Jastreboff, 2000).Fonofobide, ses uyaranının işitme sistemini anormal ölçüde aktive etmemesine karşın otonom ve limbik sistem anormal güçlü reaksiyonlar verir ve bunlar işitsel ve limbik sistem arasındaki normalden güçlü bağlantılardan kaynaklanır. Davranışsal düzeyde "sesten korkma" olarak tarif edilir. Gök gürültüsünden korkmak buna örnek olarak verilebilir (Jüris, 2013). Aynı zamanda limbik sistem ve hiperakuzi arasındaki ilişki evrimsel olarak da mantıklıdır. Korku duygusu, kalp atışının ve kan basıncının yükselmesine, terlemeye ve kasların gerilmesine sebep olarak canlının tehlikeli bir ortamda hayatta kalmasına yardımcı olur. Bu gibi tehlikeli durumlarda kısık sesler bile insanı hızlıca harekete geçirebilir. Korku durumunun yarattığı stres ve işitsel uyarım arasında kurulan bağlar nedeniyle fonofobi oluşabilmektedir (Nelting & Finlayson, 2004; Schaaf, Klofat, & Hesse, 2003).

Misofonya belirli seslere belirli durumlarda olumsuz tepki göstermektir. Misofonya hastaları yumuşak ve kısık seslere karşı aşırı tepki verebilirler. Örneğin yemek yerken oluşan ağız şapırtısı kişide şiddetli olumsuz duygular oluşturabilir. Fakat daha şiddetli diğer seslerden (örn. müzik dinlemek) rahatsız olmazlar. Rahatsız edici sese verilen tepki genellikle çevresel durumla doğrudan ilişkilidir, sesin fiziksel karakteristik özelliği ikincildir. Mesela kişi kendi evinde belirli bir sesten çok rahatsız olurken aynı sesi bir arkadaşının evinde o kadar rahatsız edici bulmayabilir. Hastanın kişilik profili ve geçmiş olumsuz deneyimlerine bağlı olarak da misofonya oluşabilir (Pawel J Jastreboff & Hazell, 2008).

Aslında fonofobi ve misofonya, hiperakuziden tamamen ayrı olmayan iç içe geçmiş farklı olgulardır. Hiperakuzi tanımının farklı uzmanlarca değişiklik göstermesi bu tür durumlarda tanı ve tedavi sürecini etkilemekte ve tedavideki önceliklerin belirlenmesinde karışıklıklara yol açmaktadır. Terminoloji karışıklığı farklı olguların tek bir terim ile veya aynı olgunun farklı terimlerle ifade edilmesine neden olabilir.

Hiperakuzi Kategorileri 

 

Tyler ve ark. (2014) yaptıkları derleme çalışmasında hiperakuzi ile ilgili farklı tanımları ve güncel yaklaşımları incelemişlerdir. Tanı ve tedavi sürecindeki karışıklıkları azaltmak üzere hiperakuziyi 4 alt başlık altında incelemeyi önermişlerdir. Hiperakuzinin kişilerde yarattığı etkiye göre gürlük (loudness), rahatsızlık/sıkıntı (annoyance), korku (fear) ve acı (pain) hiperakuzisi olmak üzere farklı kategorilere bölmüşlerdir. Daha açık bir tanımlamanın hastalığın yaygınlığını belirlemede, prognoz ve tedavi sürecinde faydalı olacağı düşünülmüştür.

İşitmesi normal olan ve hiperakuzi şikâyeti olmayan birine kıyasla makul şiddetteki bir sesin şiddetli algılanması gürlük hiperakuzisi olarak nitelendirilir. Burada sadece sesin şiddetine bağlı olarak rahatsız olmadan söz edilebilir. Bütün frekanslarda ya da bazı frekanslarda rahatsız olma eşiğinin normal değerlerden düşük olması beklenir. Bu durum sensörinöral işitme kayıplarında görülen rekruitment (Metz, 1952) ile karıştırılmamalıdır. Koklear bir olgu olan rekruitment hiperakuzinin aksine duygu durumundan etkilenmemektedir (D. Baguley & Andersson, 2007). Artan ses şiddetine göre aşırı yükselen bir algıdan farklı olarak gürlük hiperakuzisinde sesler şiddetten bağımsız bir şekilde dayanılmaz olarak algılanır (Knipper, Van Dijk, Nunes, Ruttiger, & Zimmermann, 2013; Moore, 1998).

Rahatsızlık/sıkıntı hiperakuzisinde ise belirli bir veya bir grup sese karşı negatif bir duygulanım ve tepki gösterilir. Sesler her zaman yüksek algılanmaz, en önemli özelliği hastada oluşan olumsuz duygu durumudur. Literatürde geçen misofonya terimi bu kategori altında değerlendirilebilir.

Korku hiperakuzisinin en önemli farkı belirli bir veya bir grup sese karşı duyulan korku ve bulunduğu ortamdan kaçma/uzaklaşma davranışıdır. Literatürde geçen fonofobi terimi bu kategori altında değerlendirilebilir.

Normal işitenlerin kulaklarında acı/ağrı hissinin oluşması yaklaşık 120 dB SPL ve üzerinde görülmektedir. Acı hiperakuzisi olan hastalar ise normal işitenlerden çok daha düşük şiddetlerde kulaklarında acı hissi veya baş ağrısı hissetmektedir (Stach, 2008).

Sosyal Hayatta Hiperakuzi 

 

Hiperakuzi sübjektif bir olgu olduğu gibi sosyal hayatı da doğrudan etkilemektedir. Farklı frekans ve şiddetlerdeki seslerden rahatsızlık duymaları gündelik hayatlarında ev süpürmeyi, araba kullanmayı, çamaşır yıkamayı veya gazete okumayı bile zorlu ve dayanılmaz bir süreç haline getirebilmektedir (Reich & Griest, 1992). Hiperakuzi hastalarında normal/sıradan sesler yüksek ve dayanılmaz olarak algılandığı için işitme eşiklerinin normalden daha iyi olduğu yönünde bir yanılgı olabilir fakat literatürde böyle bir bulgu yoktur. Hiperakuzi hastalarında (gürlük hiperakuzisi hariç) saf ses kullanılarak bulunan rahatsız olma eşikleri normal işitmesi olanlarla benzer değerlerde çıkabilir (>80dB HL). Fakat rahatsız oldukları gündelik seslerin şiddeti 30 dB HL civarında olabilir (Anari ve ark., 1999). Bu durumlarda kişinin duyduğu rahatsızlık seviyesinin, bulunduğu çevresel ortam ile değişebildiği görülmüştür. Sesin kaynağı ve ses üzerinde kontrolün olup olmaması duyulan rahatsızlığı etkilemektedir. Mesela bebek ağlaması üzerine herhangi bir kontrolün olmaması duyulan rahatsızlığı arttırmakta fakat televizyon, elektrikli süpürge gibi aletlerin kullanımında kontrol sahibi olunması duyulan rahatsızlığı azaltmaktadır (Dauman & Bouscau-Faure, 2005). Benzer durumun normallik algısı ve sesin kimden geldiği ile de ilgili olduğu düşünülmektedir. Gece geç saatte komşunun elektrikli süpürgeyi çalıştırması normallik algısına uymadığı için daha rahatsız edici bulunmaktadır (Levy-Leboyer & Naturel, 1991). 

12
Müzik Etkinlikleri İşitme Engelli Çocuklarda Yarar...
 

BLOG TAKVİMİ

Lütfen takvim görünümü hazırlanırken bekleyin