A

    Azalım.
    Decay, Bir uyaranın fiziksel özelliklerinin azalması
    Azalım
    Attenuation. Ses enerjisinde meydana gelen azalma.
    Ayrım Yapabilme Duyarlılığı
    Differential sensitivity. Konuşmanın anlaşılmasında temel rol oynayan şiddet, frekans ve zaman gibi ögelerdeki değişiklikleri belirleyebilme becerisi.
    Ayırt etme skoru
    Discrimination score. Konuşmayı ayırt etme testinde, yeterince yüksek bir şiddet düzeyinde söylenen  tek heceli sözcüklerin doğru olarak tekrarlanma yüzdesi.
    Aynıtaraf akustik refleks
    Ipsilateral acoustic reflex. Uyaran sunumu ve ölçümünün aynı kulaktan yapılması. Uyaran kulağı ile ölçüm ve kayıt kulağının aynı kulak olması.
    Ayırt etme kaybı
    Discrimination loss. Konuşmayı ayırt etme yetisinin kaybolması. Bir kişide elde edilen maksimum ayırt etme puanı ile  %100 tam puan arasındaki farktır. Retrokoklear patolojilerin ayırıcı tanısında kullanılır
    Automatic Gain Control (AGC)
    Otomatik kazanç kontrolü. Doğrusal olamayan (nonlineer) işitme cihazlarında, cihazın kazancını girdi sinyalindeki değişikliklere göre otomatik olarak, akustik özelliklerini bozmadan ayarlayan devre.
    Auditory-Oral method
    İşitsel- sözel yöntem. işitme cihazı/ Koklear İmplant kullanan çocukların rehabilitasyonunda  dinleme ve konuşma ağırlıklı eğitim verme yaklaşımı. Bu yöntem eğitim programı içerisinde dudak okuma yöntemini  ve işaretle iletişim yöntemini kullanmaz. 
    Auditory threshold
    İşitme eşiği. Ölçülen frekansta duyulabilen en düşük ses şiddet düzeyi. 
    Auditory Steady state response (ASSR)
    İşitsel Düzenli Tekrarlayan Durum Cevabı. Klik, tone-burst, gürültü ya da ardıllı akustik uyaranların frekans ve/veya genlik modülasyonu ile değiştirilerek düzenli tekrarlayan uyaranlar halinde sisteme sunulması ile kaydedilen işitsel uyarılmış potansiyel cevapları.
    Auditory Neuropathy
    İşitsel nöropati. İşitme kaybı derecesi ile uyumsuz olarak,  düşük konuşmayı ayırt etme skoru,  anormal ya da elde edilmeyen işitsel beyinsapı cevabı, pozitif otoakustik emisyon cevabı ve pozitif koklear mikrofonik cevabı ile karakterize işitme bozukluğu
    Auditory processing
    İşitsel işlemleme. İşitsel bilginin, işitme yollarında ve kortekste işitme merkezinde yorumlanması. 
    Auditory feedback
    İşitsel dönüt, İşitsel geri bildirim. İşitsel geri besleme
    Auditory field
    İşitme Alanı
    Auditory fusion
    İşitsel kaynaşma
    Auditory lateralization
    İşitsel yönelme 
    Auditory localization
    İşitsel yerleşim
    Auditory memory
    İşitsel bellek
    Auditory nerve 
    İşitme siniri. Kokleadan beyin sapındaki işitme merkezlerine (Koklear çekirdekler) elektrik enerjisine dönüşen ses dalgalarını taşıyan VIII. kafa çiftinin iki dalından biri.
    Auditory fatigue 
    İşitsel yorgunluk. Bir işitsel uyaranın ardından işitme eşiğinde oluşan geçici düşüş / kötüleşme
    Auditory disorder
    İşitme bozukluğu 
    Auditory evoked potentials
    İşitsel Uyarılmış Potansiyaller. Bir ses uyaranına cevaben merkezî işitsel sinir sisteminin belirli bir bölümünün elektrofizyolojik fonksiyonunu gösteren elektriksel aktivite.
    Auditory discrimination
    İşitsel ayırt etme. Bir sesi diğer bir sesten ayırt edebilme yeteneği. 
    Auditory cortex
    İşitsel Korteks. İşitmeye ait tüm bilgilerin işlendiği temporal lobda yer alan kortikal bölge
    Auditory deprivation
    İşitsel yoksunluk. İşitme sistemine ve korteksteki işitme merkezine işitsel uyaranın ulaşamaması.
    Auditory agnosia
    İşitsel tanımama. Normal işitme eşiklerine rağmen kişinin sesi tanıma ya da sesleri ayırma yeteneğinin kaybolması. 
    Auditory Brainstem Response
    İşitsel Beyinsapı Cevabı. Hava ya da kemik yolu ile kulağa gönderilen özelleşmiş akustik uyarana işitme sinirinin verdiği yanıt. Erken latans olarak da isimlendirilir. İşitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar takip ettiği yol boyunca mevcut ipsilateral ve kontralateral işitme çekirdeklerinin cevabıdır
    Auditory
    İşitsel. İşitme ile ilgili 
    Auditory adaptation
    İşitsel alışma. Sürekliliği olan işitilebilen seviyedeki bir sesin zaman içerisinde duyulamaz duruma gelmesi
    Audiometrist
    Odyometrist, Odyometri teknisyeni. İşitme ölçümünde kullanılan test araçlarını, donanımı kullanmak üzere yetiştirilmiş teknik eleman.
    Audiometric zero
    Odyometrik sıfır. Normal işiten genç yetişkinlerde, test edilen frekanslarda saf sesin duyulabildiği en düşük şiddet seviyesi ortalamasının 0 dB işitme seviyesi ya da odyometrik sıfır olarak kabul edilmesi
    Audiometric weber
    Odyometrik Weber. Kemik vibratörü alında orta hat üzerine yerleştirerek yapılan sesin duyulduğu yönü (kulağı) belirleme testi. Bkz. Weber testi 
    Audiologist
    Odyolog. İşitme bilimi uzmanı
    Audiology
    Odyoloji. İşitme ve denge sistemleri ile bu sistemlerle ilişkili problem ve  patolojilerle uğraşan bilim dalı
    Audiologic evaluation
    Odyolojik değerlendirme. İşitme ve denge sistemini gerekli araç, yöntem ve tekniklerle değerlendirilip elde edilen sonuçların yorumlanmasını kapsayan süreç
    Audibility
    İşitilebilirlik
    Audible
    İşitilebilir. Bir sesin kulak tarafından işitilebilir şiddette olması.
    Audiogram
    Odyogram. Yatay eksende ölçüm yapılan frekansların, dikey eksende ölçüm yapılan şiddet seviyelerinin bulunduğu, hava yolu ve kemik yolu işitme eşiklerinin üzerinde işaretlendiği standardize edilmiş grafik görüntü.
    Attenuation
    Azalım. Ses enerjisinde meydana gelen azalma.
    Atrezik
    Atresia. Kapalı. Vücutta bir boşluk ya da pasajın anormal kapalılığı ya da yokluğu. İşitme için kulak kanalının herhangi bir yerde kapalı olmasıdır.
    Atresia
    Atrezik. Kapalı. Vücutta bir boşluk ya da pasajın anormal kapalılığı ya da yokluğu. İşitme için kulak kanalının herhangi bir yerde kapalı olmasıdır
    Ascending-descending method
    Yükseltme-Azaltma Yöntemi.  İşitme eşiklerinin ve konuşmayı alma eşiğinin belirlenmesinde, teste duyulabilen şiddet seviyesinde başlanıp 10 dB azaltılarak, uyaran duyulmaz olunca 5 dB arttırılarak eşik belirleme yöntemi
    Ascending method
    Yükseltme Yöntemi. Downs & Minard (1996) Yöntemi. İşitme eşiğinin belirlenmesinde en düşük şiddet düzeyinden başlanıp, sinyal duyulana kadar, konuşma testinde kelimeler doğru tekrarlanana kadar 10’ar dB’lik adımlarla şiddetin yükseltildiği; aynı uyaran şiddetine arka arkaya iki doğru yanıtın alındığı, iki sözcüğün doğru tekrarlanabildiği düzeyin işitme/konuşmayı alma eşiği olarak kabul edildiği yöntem
    Ascending auditory pathways
    Çıkan işitme yolu. İşitme organı (kulak) tarafından alınan işitsel bilginin beyinde işitme merkezine ulaşıncaya kadar izlediği yol
    Artificial ear
    Yapay kulak
    Artifact
    Hata. Odyolojide, istenmeyen sinyalin, istenen sinyal ölçümünü etkilemesi, bozması
    Artifact rejection
    Hatayı (hatalıyı, istenmeyeni) reddetme. Uyarılmış potansiyeller ölçümünde, ölçüme ait ölçüme ait olamayacağı varsayılan davranımların kayda geçirilmemesi
    Ardalan gürültüsü
    Background noise
    Aperiodicity
    Tekrarlamama. Yinelememe
    Aralık Belirleme
    Gap detection. Kişinin iki test sinyali arasında ayırt edebildiği en düşük süre. Normal işitenlerde 1-2msaniye iken, işitsel nöropati, dil ve öğrenme güçlüğü olan kişilerde bu süre uzamaktadır.
    Aperiodic wave
    Tekrarlamayan dalga. Aynı özellikleri taşımayan ve düzenli tekrar etmeyen dalga şekli (örn: beyaz gürültü).
    Ancak Ayırtedilebilen Fark
    Just noticable difference. Uyaranda ancak fark edilen en küçük değişiklik.
    Anechoic chamber
    Yankısız oda. Ses ya da elektromagnetik enerji geçişini engellemek için özel olarak yalıtılmış oda.
    Analog hearing aid
    Benzetimli işitme cihazı. İşitme cihazının kazanç, frekans geçişi gibi özelliklerinin cihaz üzerinde bulunan kontrol düğmeleri ile değiştirilebildiği ve uyaran şiddetine doğru orantılı (lineer) kazanç sistemine sahip işitme cihazı modeli
    Ampulla
    Kabarcık. Vestibüler sistemde yarım daire kanallarının ütriküle açılan kısmındaki genişlemeler
    Amplitude spectrum
    Genlik İzgesi. Akustik dalga şeklinde genliğin frekansın bir fonksiyonu olarak gösterimi.  Bir sesin frekans temelinde gösterdiği genlik çeşitliliği
    Amplitude modulation
    Genlik değiştirimi. Bir taşıyıcı dalga genliğinin, değişken genlikli bir başka dalga yardımıyla zaman içinde değiştirilmesi. Elektronik iletişimde ses sinyallerinin taşıyıcı radyo dalgaları üzerine bindirilerek ortam boyunca iletilmesi. 
    Amplitude
    Genlik. Büyüklük. Ses dalgasının büyüklüğü. Titreşen cismin, istirahat halinden uzaklaşabildiği maksimum pozitif ve negatif noktalar sesin genliğini; bu mesafeye ulaşabilmek için harcadığı enerji de sesin şiddetini, yoğunluğunu (intensity) oluşturur
    Amplifier
    Yükseltici. Sinyal genliğini arttıran düzenek. Hoparlör. İşitme cihazı için; akustik sinyalin yükseltilerek/güçlendirilerek çıktı kazancının artmasına olanak sağlayan düzenek
    American Speech-Language-Hearing Association (ASHA)
    Amerikan Konuşma-Lisan-İşitme Uzmanları Birliği. Amerika Birleşik Devletlerinde Odyoloji, dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarını yetkilendirme ve destekleme görevine sahip meslek örgütü
    Amerikan Konuşma-Lisan-İşitme Uzmanları Birliği
    American Speech-Language-Hearing Association (ASHA). Amerika Birleşik Devletlerinde Odyoloji, dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarını yetkilendirme ve destekleme görevine sahip meslek örgütü
    Amplification
    Yükseltim. Ses sinyallerinin güçlendirilmesi. Bir sinyalin yükseltilmesi/güçlendirilmesi işlemi. İşitme cihazı için; akustik sinyalin yükseltilmesi/güçlendirilmesi.
    Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü
    American National Standards Institute (ANSI). Tüm ölçüm araçlarının odyometreler dahil standartlarını belirleyen Amerikan ulusal standartlar enstitüsü. ISO’nun Amerika’daki resmi temsilcisi.
    American National Standards Institute (ANSI)
    Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü. Tüm ölçüm araçlarının odyometreler dahil standartlarını belirleyen Amerikan ulusal standartlar enstitüsü. ISO’nun Amerika’daki resmi temsilcisi.
    Ambient noise
    Ortam gürültüsü. Belirli bir ortamda ölçülen ses basınç seviyesi cinsinden gürültü seviyesi. Aynı ortama yeni giren başka bir ses kaynağının belirlenebilmesi için referans alınan değer. Herhangi bir ortamda farklı uzaklıktaki seslerin oluşturduğu ardalan gürültüsü
    Alıcı
    Receiver. Koklear implantta; cerrahi olarak kafatası kemiğine yerleştirilen, iletici mıknatıs ile bağlantıyı sağlayan ve elektrik sinyali alan anten, işitme cihazında; sesi alan mikrofon
    Akustik uyumluluk
    Acoustic compliance.Sistemde enerji akışına uyumluluk, engel olmama.
    Akustik yayınımlar
    Acoustic radiations. Merkezi işitsel sinir sisteminde, bir sinir demetinin medial geniculat cisimden aynı tarafta, çaprazlama yapmadan işitme korteksine yol alması. 
    Akustik Tümör
    Acoustic tumor. Vestibüler Schwannom. Kokleavestibüler sinirin vestibüler dalının Schwann kılıfından köken alan, iyi huylu, sıklıkla işitme kaybı ve çınlama ile belirti veren, bazen fasial paraliziye neden olabilen tümöral oluşum
    Akustik travma
    Acoustic trauma. Sürekli ya da ani, patlama tarzında yüksek şiddetteki akustik uyarana maruz kalma sonucu iç kulakta meydana gelen örselenim. 
    Akustik tepkinlik
    Acoustic reactance. Titreşen bir cismin, kütle ve esneklik özelliklerinin bu titreşime direnmesi. Akustik çelinin titreşen cisim tarafından ortaya çıkarılan bileşeni. 
    Akustik Refleks Oluşum Süresi
    Acoustic reflex latency. Uyaranın verilmesi ile akustik refleksin ortaya çıkması arasında geçen sürenin milisaniye olarak ifadesi. 
    Akustik refleks eşiği
    Acoustic reflex threshold. Stapes refleksinin açığa çıktığı en düşük uyaran seviyesi. Stapes kasının kasılması için gereken en düşük şiddet. Normal işiten kulaklarda 70-95 dB olarak belirtilir.
    Akustik Refleks Azalması
    Acoustic reflex decay. Devam eden akustik sinyalin varlığında stapedius kasının refleks kasılmasını belli bir süre devam ettirememesi. Klinik uygulamada zamanın %50 sinde azalım retrokoklear problemlerin ayırıcı tanısında yol göstericidir. 
    Akustik Refleks Arkı
    Acoustic reflex arc. Refleks yanıtının ortaya çıkması için uyaranın takip ettiği yol. Refleks arkının getirici (afferant) bileşeni VIII.sinir, götürücü (efferent) bileşeni VII. Sinir ve merkezi sinir sistemindeki bileşeni Superior olive’dir. 
    Akustik refleks
    Acoustic reflex. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben orta kulak kaslarının, özellikle stapedius kasının kasılması. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben stapedius ve tensor timpani kaslarının kasılması kemik zinciri gerginleştirerek ve iç kulakla yaptığı eklemden ayırarak iç kulağı akustik travmadan korur. Stapes refleksi, Akustik stapedial refleks olarak da adlandırılır. 
    Akustik ohm
    Acoustic Ohm. Akustik çeli ölçüm birimi. Bir akustik ohm, 1dyne/cm2 ‘lik bir ses basıncının, bir saniyede, 1cc’lik bir hacimde neden olduğu harekettir.
    Akustik kazanç
    Acoustic gain.İşitme cihazlarında girdi sinyali ile çıktı sinyali arasındaki dB cinsinden fark.
    Akustik geribesleme
    Acoustic feedback. Bir ses yükseltici sistemde, örneğin işitme cihazında, mikrofon ve alıcı arasındaki mesafe azaldıkça, alıcı ya da hoparlörden çıkan sinyalin mikrofon tarafından tekrar yükseltilmesi sonucu ortaya çıkan ıslık benzeri ses
    Akustik İmmitans
    Acoustic immittance. Sistemin geçişine izin verdiği akustik enerji ile girişini engellediği akustik enerjiyi bir arada ifade eden terim. Sistemde her ikisi aynı anda bulunduğu için, orta kulak sisteminin değerlendirilmesinde impedence ve addmittance terimlerinin kaynaştırılması ile oluşturulan ve kabul gören terim.
    Akustik geçirgenlik
    Acoustic conductance. Sistemin akustik enerjinin geçişine izin vermesi. Akustik direnç karşıtı
    Akustik geçiri
    Acoustic admittance. Sistem tarafından kabul edilen akustik enerjinin tamamı. Sistem tarafından geçişine izin verilen akustik enerji. Akustik enerjinin engellenmeyen sisteme geçiş yapabilen kısmı. Akustik çeli (İmpedans) karşıtı
    Akustik direnç
    Acoustic resistance. Sesin yayılımında enerji akışına ortam tarafından gösterilen direnç. Ölçüm birimi ohm. 
    Akustik fonetik
    Acoustic phonetic. Duyulabilen konuşma sesleri ve konuşma sırasında üretilen ses birimlerini çalışan bilim dalı 
    Akustik bozulma
    Acoustic distortion. Akustik dalga şeklinde istenmeyen ya da doğrusal (linear) olmayan değişiklik. 
    Akustik çeli
    Acoustic impedance. Ses dalgasının ortamda yayılımının engellenmesi. Bir ortamdan diğer ortama sesin yayılımın engellenmesi (örneğin havadan suya geçiş). Akustik enerjinin sisteme girişinin engellenmesi. Bu engellemenin iki şekli var. Akustik tepkinlik (reactance) ve Akustik direnç (resistance). Akustik tepkinlik, titreşen cismin kütle ve esneklik özelliklerinin titreşim hareketine direnmesi ile ortaya çıkarken, akustik direnç ortam tarafından sesin yayılımına gösterilen direnç olarak tanımlanır. Ölçüm birimi ohm.
    Akustik
    Acoustic. Ses ve ses algısı ile ilgili olan.
    Aksiyon Potansiyeli
    Action potential. Uyarana cevaben sinir ve kas yüzeyindeki elektrik potansiyellerin değişimi. İşitme sinirinin aksiyon potansiyelleri sinir üzerinden, yuvarlak pencereden veya kokleadan kayıt edilebilir. 
    Air conduction
    Hava iletimi. Sesin dış kulak kanalı ve orta kulak yoluyla iç kulağa iletimi 
    Air-bone gap
    Hava-Kemik Aralığı. Aynı kulakta, test edilen frekansta hava yolu ve kemik yolu işitme eşikleri arasındaki desibel farkı; kulaklık ve kemik vibratörle elde edilen işitme eşikleri arasındaki fark. İşitmenin iletim bileşenini gösteren fark. 
    Ailesel işitme kaybı
    Familial hearing loss. Aynı ailenin değişik bireylerinde görülen işitme kaybı.
    Afferent
    Getirici. Bir sistemde bilginin taşınması sırasında çevreden merkeze bilgi akışını sağlama. İşitme için; işitsel bilgiyi kokleadan beyindeki işitme merkezine getiren işitme yolları
    Aided threshold
    Cihazlı işitme eşiği. İşitme cihazı ya da işitme implantları ile serbest alanda, test edilen frekanslarda duyulabilen en düşük şiddet seviyesi
    Acquired hearing loss
    Edinsel işitme kaybı. Konjenital nedenler dışında enfeksiyöz, travmatik, tümoral, iyatrojenik nedenlere bağlı gelişen işitme kaybı. Kazanılmış işitme kaybı
    Action potential
    Aksiyon Potansiyeli. Uyarana cevaben sinir ve kas yüzeyindeki elektrik potansiyellerin değişimi. İşitme sinirinin aksiyon potansiyelleri sinir üzerinden, yuvarlak pencereden veya kokleadan kayıt edilebilir. 
    Acoustic tumor
    Akustik Tümör. Vestibüler Schwannom. Kokleavestibüler sinirin vestibüler dalının Schwann kılıfından köken alan, iyi huylu, sıklıkla işitme kaybı ve çınlama ile belirti veren, bazen fasial paraliziye neden olabilen tümöral oluşum
    Acoustic reflex threshold
    Akustik refleks eşiği. Stapes refleksinin açığa çıktığı en düşük uyaran seviyesi. Stapes kasının kasılması için gereken en düşük şiddet. Normal işiten kulaklarda 70-95 dB olarak belirtilir.
    Acoustic resistance
    Akustik direnç. Sesin yayılımında enerji akışına ortam tarafından gösterilen direnç. Ölçüm birimi ohm. 
    Acoustic trauma
    Akustik travma. Sürekli ya da ani, patlama tarzında yüksek şiddetteki akustik uyarana maruz kalma sonucu iç kulakta meydana gelen örselenim. 
    Acoustic reflex arc
    Akustik Refleks Arkı. Refleks yanıtının ortaya çıkması için uyaranın takip ettiği yol. Refleks arkının getirici (afferant) bileşeni VIII.sinir, götürücü (efferent) bileşeni VII. Sinir ve merkezi sinir sistemindeki bileşeni Superior olive’dir. 
    Acoustic reflex decay
    Akustik Refleks Azalması. Devam eden akustik sinyalin varlığında stapedius kasının refleks kasılmasını belli bir süre devam ettirememesi. Klinik uygulamada zamanın %50 sinde azalım retrokoklear problemlerin ayırıcı tanısında yol göstericidir. 
    Acoustic reflex latency
    Akustik Refleks Oluşum Süresi. Uyaranın verilmesi ile akustik refleksin ortaya çıkması arasında geçen sürenin milisaniye olarak ifadesi. 
    Acoustic reactance
    Akustik tepkinlik. Titreşen bir cismin, kütle ve esneklik özelliklerinin bu titreşime direnmesi. Akustik çelinin titreşen cisim tarafından ortaya çıkarılan bileşeni. 
    Acoustic reflex
    Akustik refleks. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben orta kulak kaslarının, özellikle stapedius kasının kasılması. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben stapedius ve tensor timpani kaslarının kasılması kemik zinciri gerginleştirerek ve iç kulakla yaptığı eklemden ayırarak iç kulağı akustik travmadan korur. Stapes refleksi, Akustik stapedial refleks olarak da adlandırılır. 
    Acoustic radiations
    Akustik yayınımlar.  Merkezi işitsel sinir sisteminde, bir sinir demetinin medial geniculat cisimden aynı tarafta, çaprazlama yapmadan işitme korteksine yol alması. 
    Acoustic Ohm
    Akustik ohm. Akustik çeli ölçüm birimi. 
    Acoustic phonetic
    Akustik fonetik. Duyulabilen konuşma sesleri ve konuşma sırasında üretilen ses birimlerini çalışan bilim dalı 
    Acoustic impedance
    Akustik çeli. Ses dalgasının ortamda yayılımının engellenmesi. Bir ortamdan diğer ortama sesin yayılımın engellenmesi (örneğin havadan suya geçiş). Akustik enerjinin sisteme girişinin engellenmesi. Bu engellemenin iki şekli var. Akustik tepkinlik (reactance) ve Akustik direnç (resistance). Akustik tepkinlik, titreşen cismin kütle ve esneklik özelliklerinin titreşim hareketine direnmesi ile ortaya çıkarken, akustik direnç ortam tarafından sesin yayılımına gösterilen direnç olarak tanımlanır. Ölçüm birimi ohm.
    Acoustic immittance
    Akustik İmmitans. Sistemin geçişine izin verdiği akustik enerji ile girişini engellediği akustik enerjiyi bir arada ifade eden terim. Sistemde her ikisi aynı anda bulunduğu için, orta kulak sisteminin değerlendirilmesinde impedence ve addmittance terimlerinin kaynaştırılması ile oluşturulan ve kabul gören terim.
    Acoustic gain
    Akustik kazanç. İşitme cihazlarında girdi sinyali ile çıktı sinyali arasındaki dB cinsinden fark.
    Acoustic distortion
    Akustik bozulma. Akustik dalga şeklinde istenmeyen ya da doğrusal (linear) olmayan değişiklik. 
    Acoustic feedback
    Akustik geribesleme. Bir ses yükseltici sistemde, örneğin işitme cihazında, mikrofon ve alıcı arasındaki mesafe azaldıkça, alıcı ya da hoparlörden çıkan sinyalin mikrofon tarafından tekrar yükseltilmesi sonucu ortaya çıkan ıslık benzeri ses
    Acoustic compliance
    Akustik uyumluluk. Sistemde enerji akışına uyumluluk, engel olmama.
    Acoustic conductance
    Akustik geçirgenlik. Sistemin akustik enerjinin geçişine izin vermesi. Akustik direnç karşıtı
    Acoustic
    Akustik. Ses ve ses algısı ile ilgili olan.
    Acoustic admittance
    Akustik geçiri. Sistem tarafından kabul edilen akustik enerjinin tamamı. Sistem tarafından geçişine izin verilen akustik enerji. Akustik enerjinin engellenmeyen sisteme geçiş yapabilen kısmı. Akustik çeli (İmpedans) karşıtı

B

    Broad band noise
    Geniş Bant gürültü. İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültü. Beyaz gürültü.
    Brief tone
    Kısa süreli uyaran.
    Brief tone audiometry
    Kısa süreli uyaran odyometrisi. Tonal akustik uyaranın oldukça kısa süreli verilerek işitmenin test edilmesi. Kulak çok kısa süreli uyarımı yakalamada uzun süreli uyarıma göre daha az hassastır ve uyaran süresi arttıkça şiddet aynı kalsa bile uyaranın gürlüğü kişi tarafından artmış olarak algılanır. Tanısal odyolojide kullanılan bir değerlendirme yöntemidir.
    Brainstem auditory evoked response audiometry
    İşitsel Uyarılmış Beyinsapı Cevabı Odyometrisi. İşitsel uyaranın, işitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar işitme yollarında oluşturduğu yanıtın kaydedildiği ve ekranda gösterildiği nesnel test yöntemi.
    Brainstem auditory evoked response
    İşitsel uyarılmış beyinsapı cevabı. Hava ya da kemik yolu ile kulağa gönderilen özelleşmiş akustik uyarana beyinsapından kaydedilen yanıt. Erken latans olarak da isimlendirilir. İşitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar takip ettiği yol boyunca mevcut ipsilateral ve kontralateral işitme çekirdeklerinin yanıtı.
    Brainstem
    Beyinsapı.
    Bozulmuş Uyaran Ürünü Otoakustik Yayım 
    Distortion Product Otoacoustic Emission (DPOAE). F1 ve F2 frekanslarında eş zamanlı ve orantısal olarak sunulan iki saf sesin etkileşimi ile açığa çıkan bozulmuş uyaranın koklea tarafından geri yayımı.
    Bone vibratör 
    Kemik vibratör. Saf ses ya da konuşma odyometresinde kemik iletim eşiklerini belirlemek için kafatası (özellikle mastoid kemik) üzerine yerleştirilerek odyometreden üretilen sesin iç kulağa iletilmesini sağlayan standardize edilmiş düzenek. Kemik iletici.
    Bone conduction hearing threshold
    Kemik İletimi İşitme Eşiği. Kemik Yolu işitme Eşiği.   
    Bone conductor
    Kemik iletici. Saf ses ya da konuşma odyometresinde kemik iletim eşiklerini belirlemek için kafatası (özellikle mastoid kemik) üzerine yerleştirilerek odyometreden üretilen sesin iç kulağa iletilmesini sağlayan standardize edilmiş düzenek. Kemik vibratör
    Bone conduction hearing test
    Kemik İletimi İşitme testi.  Kemik Yolu İşitme Testi Mastoid kemiğe yerleştirilen kemik iletici ile dış ve orta kulağın atlanarak, direkt iç kulağın değerlendirildiği saf ses işitme testi. Davranış odyometrisi test bataryasında işitme kaybının iletim ve sensöri nöral bileşenleri ayırt etmek için yapılması gereken test.
    Bone conduction hearing aid
    Kemik İletimi İşitme Cihazı. Kemik yolu işitme cihazı.  Çevireçin (kemik ileticinin) mastoid üzerine konması ve kafatasının titreşmesiyle iç kulakta uyarım sağlayan işitme cihazı.
    Bone anchored hearing aid (BAHA)
    Kemiğe Yerleştirilen İşitme Cihazı. Kemik iletimine dayalı, iletim tipi ve mikst tip kayıplar için uygun olan ve temporal kemiğe cerrahi yöntemle yerleştirilen bir vidaya tutturulan işitme cihazı.
    Body worn hearing aid
    Cep tipi İşitme cihazı. Mikrofon ve yükselticinin göğüste veya belde taşınan bir kutuda/ kasada yer aldığı, yükseltilmiş sinyalin tek ya da çift kordonla kullanıcının kulağına düğme hoparlörlerle ileten işitme cihazı. 
    Biyolojik Kalibrasyon
    Biologic calibration. Odyolojide kullanılan test cihazlarının normal işiten bireyler üzerinde standart değerlere uygunluğunun kontrolü.
    Bisyllabic
    İki heceli.
    Birikim potansiyeli
    Summating potential. Elektrokokleografi ile kokleadan ölçülebilen, uyaranın akustik özelliklerini içeren doğru akım elektriksel potansiyeller.
    Biologic calibration
    Biyolojik Kalibrasyon. Odyolojide kullanılan test cihazlarının normal işiten bireyler üzerinde standart değerlere uygunluğunun kontrolü.
    Bing Testi
    Bing test. Diapozon veya kemik vibratörle tıkanma (oklüzyon) etkisini ölçmeyi amaçlayan test. Dış kulak kanalı kapalı ve açıkken sesin gürlüğünün karşılaştırılmasına dayalıdır. İki durum arasında fark olmaması iletim tipi işitme kaybına, kulak kanalı kapalı iken sesin daha gür duyulması normal işitme veya sensorinöral işitme kaybına işaret eder.
    Binaural summation
    Çift kulak birikim. İki kulakla duyulan sesin tek kulakla duyulmaya göre daha gür algılanması 
    Bing test
    Bing Testi. Diapozon veya kemik vibratörle tıkanma (oklüzyon) etkisini ölçmeyi amaçlayan test. Dış kulak kanalı kapalı ve açıkken sesin gürlüğünün karşılaştırılmasına dayalıdır. İki durum arasında fark olmaması iletim tipi işitme kaybına, kulak kanalı kapalı iken sesin daha gür duyulması normal işitme veya sensorinöral işitme kaybına işaret eder.
    Binaural squelch
    Çift Kulak gürültü bastırma. Beynin, iki kulağa gelen farklı sesleri birleştirip, gürültüden ses uyaranını ayırdetme becerisi.
    Binaural separation 
    Çift kulak ayırma.İki kulağa aynı anda verilen farklı bilgilerin birbirlerinden ayrıştırılması işlemi.
    Binaural localization.
    İki kulakla yön belirleme. Kulaklar arası zaman ve şiddet farkı bilgilerini kullanarak akustik uyaranın yerinin /yönünün belirlenmesi. 
    Binaural interaction 
    Çift kulak etkileşim.
    Binaural lateralization.
    Çift Kulak yönelme.
    Binaural integration 
    İki kulakla birleştirme. İki kulağa aynı anda verilen farklı bilgilerin birleştirilerek anlamlı tek bir bilgi olarak işlemlenmesi.
    Binaural
    İki kulak. 
    Binaural fusion 
    İki kulakla bütünleştirme. Bir konuşma sinyalinin, tek başlarına yetersiz bilgi taşıyan iki parçasından her birinin iki kulağa aynı anda verilmesi durumunda, yetersiz bilgilerin bütünlük oluşturarak anlamlı hale gelmesi. 
    Bilateral
    İki yanlı.
    Bilateral hearing loss
    İki kulakta işitme kaybı.
    Bilirubin
    Bilirubin. Kanda dolaşan eritrositlerin parçalanmasıyla içindeki hemoglobinlerin bir dizi reaksiyon sonucu dönüştüğü sarı renkli kimyasal bileşik. 
    Bicros
    BICROS (Bilateral -  Contralateral Root of Signals). Çift taraflı işitme kayıplarında kullanılan (bir kulak çok ileri ya da total, diğer kulak işitme cihazından fayda görebilecek derecede işitme kaybına sahip), daha az işiten kulaktan gelen sinyalin daha iyi işiten kulağa yönlendirildiği işitme cihazı.
    BICROS (Bilateral -  Contralateral Root of Signals)
    Bicros. Çift taraflı işitme kayıplarında kullanılan (bir kulak çok ileri ya da total, diğer kulak işitme cihazından fayda görebilecek derecede işitme kaybına sahip), daha az işiten kulaktan gelen sinyalin daha iyi işiten kulağa yönlendirildiği işitme cihazı.
    Beyin
    Cerebrum
    Beyin kabuğu
    Cerebral cortex
    Beyinsapı.
    Brainstem 
    Berger Cihaz Uygulama Yöntemi
    Berger prescriptive procedure.
    Berger prescriptive procedure.
    Berger Cihaz Uygulama Yöntemi.
    Beyaz Gürültü
    White noise. İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültüdür. Geniş bant gürültü.
    Benzetimli işitme cihazı
    Analog hearing aid. İşitme cihazının kazanç, frekans geçişi gibi özelliklerinin cihaz üzerinde bulunan kontrol düğmeleri ile değiştirilebildiği ve uyaran şiddetine doğru orantılı (lineer) kazanç sistemine sahip işitme cihazı modeli. 
    Bel
    Bel. Alexander Graham Bell' in anısına, iki farklı büyüklüğün oranının logaritması olarak tanımlanan ölçüm birimi.  ‘1 bel’, birbirlerine oranları 10 olan iki büyüklüğü göstermektedir (örneğin 100/10).
    Békésy Odyometrisi
    Bekesy audiometry. Sürekli ve kesik tonların şiddetini hastanın kendinin azaltıp yükseltmesi ile elde edilen çizimlerin karşılaştırıldığı odyometrik yöntem; ayırıcı tanı konulmasını sağlar. 
    Békésy Odyometresi
    Bekesy audiometer. Uyaran şiddetini hastanın kontrol ettiği, sürekli ve kesik tonlara cevaben traseler (cevap çizimleri) elde edilen yarı otomatik odyometre.
    Baseline audiogram
    Başlangıç odyogramı. İleri tarihlerde yapılan odyogramlarla karşılaştırma için referans alınan ilk odyogram.
    Band-pass filter
    Bant geçişli filtre.  Belirlenmiş bir frekans aralığındaki frekansları kabul edip, dışında kalan frekansları engelleyecek şekilde ayarlanmış filtreleme düzeneği. 
    Band-reject filter
    Bant engelleyici filtre. Belirlenmiş bir frekans bandının geçişini engelleyip, sadece bu bant dışındaki frekansların geçişine izin veren filtreleme düzeneği.
    Bekesy audiometry
    Békésy Odyometrisi. Sürekli ve kesik tonların şiddetini hastanın kendinin azaltıp yükseltmesi ile elde edilen çizimlerin karşılaştırıldığı odyometrik yöntem; ayırıcı tanı konulmasını sağlar. 
    Bekesy audiometer
    Békésy Odyometresi. Uyaran şiddetini hastanın kontrol ettiği, sürekli ve kesik tonlara cevaben traseler (cevap çizimleri) elde edilen yarı otomatik odyometre.
    Behind the ear hearing aid
    Kulak arkası işitme cihazı.
    Bekesy
    von Békésy . 1899-1972 yılları arasında yaşamış ve kokleanın fonksiyonu üzerine yaptığı çalışmalarla 1961’de Nobel ödülü kazanmış Macar biofizikçi.
    Behavioral response
    Davranışsal cevap. Akustik uyarana karşı gösterilen davranım değişikliği (Örn; emme değişikliği, ağlarken susma, sepete küp atma, düğmeye basma gibi).
    Behavioral play audiometry
    Davranışsal oyun odyometrisi. Serbest alan/ kulaklık/ kemik vibratörden verilen akustik uyarana cevap olarak hastadan sesi her duyduğunda motor bir davranım (sepete bir küp atmak gibi) beklenmesi temeline dayanan test yöntemi. 
    Behavioral Observation Audiometry (BOA)
    Davranımı Gözleme Odyometrisi (DGO ). Bebeğin veya çocuğun sese olan davranımlarının (baş çevirme, gözlerin açılması, irkilme vb..) gözlemlendiği işitme testi.
    Behavioral audiometry
    Davranım odyometrisi. Saf ses ve konuşma uyaranına yanıtın düğmeye basmak veya el kaldırmak gibi bir davranımla verildiği işitme testi.
    Baziler zar
    Basilar membrane. İç kulaktaki kemik spiral laminanın lateral kenarından spiral ligaman içine kadar uzanan, genişliği bazal kıvrımdan başlayarak apikale doğru artan ve “ ilerleyen dalga” hareketinden sorumlu olan zar.
    Beamformer.
    Tek yönde sinyal biçimlendirici (işlemlemeci) Sadece tek bir yönden gelen sesleri toplayacak/iletecek şekilde sinyal işlemlemesi yapan, dinleyicinin karşısından gelen seslerin daha fazla alınmasını sağlayacak şekilde işlemleyebilen koklear implant veya işitme cihazı mikrofonu.
    Başlangıç odyogramı
    Baseline audiogram. İleri tarihlerde yapılan odyogramlarla karşılaştırma için referans alınan ilk odyogram.
    Baskılama Oranı
    Compression ratio. Dijital işitme cihazlarında baskılama devresine giren sinyaldeki artışın çıktı sinyalindeki azalmaya olan oranı.
    Baskılama Eşiği
    Compression kneepoint. Dijital işitme cihazlarında baskılama devresinin çalışmaya başladığı en düşük girdi düzeyi.
    Baskılama
    Compression. Dijital işitme cihazlarında yükselen girdi sinyalinin seviyesini çıktıda azaltan otomatik kazanç kontrol devresi.
    Basilar membrane
    Baziler zar. İç kulaktaki kemik spiral laminanın lateral kenarından spiral ligaman içine kadar uzanan, genişliği bazal kıvrımdan başlayarak apikale doğru artan ve “ ilerleyen dalga” hareketinden sorumlu olan zar.
    Basınç travması
    Barotrauma. Basınca bağlı zedelenme, İçinde bulunulan ortamdaki basınç değişimlerine bağlı olarak kulak sisteminde meydana gelen değişiklikler (Örn; işitme kaybı, dolgunluk, çınlama, fistül vb. ). 
    Bant geçişli filtre
    Band-pass filter.  Belirlenmiş bir frekans aralığındaki frekansları kabul edip, dışında kalan frekansları engelleyecek şekilde ayarlanmış filtreleme düzeneği. 
    Barotrauma
    Basınç travması. Basınca bağlı zedelenme, İçinde bulunulan ortamdaki basınç değişimlerine bağlı olarak kulak sisteminde meydana gelen değişiklikler (Örn; işitme kaybı, dolgunluk, çınlama, fistül vb. ).
    Bant engelleyici filtre
    Band-reject filter. Belirlenmiş bir frekans bandının geçişini engelleyip, sadece bu bant dışındaki frekansların geçişine izin veren filtreleme düzeneği.
    Band frequency
    Frekans bandı.
    BAHA
    (Bone anchored hearing aid )Kemiğe Yerleştirilen İşitme Cihazı. Kemik iletimine dayalı, iletim tipi ve mikst tip kayıplar için uygun olan ve temporal kemiğe cerrahi yöntemle yerleştirilen bir vidaya tutturulan işitme cihazı.
    Backward masking
    Öncekini Maskeleme. Kendisini izleyen maske gürültüsü nedeniyle, test sinyalinin eşiğinde kayma oluşması. Kendisini izleyen güçlü bir uyarıcı nedeniyle, zayıf bir uyarıcının olduğundan hafif  algılanması. 
    Background noise
    Ardalan gürültüsü

C

    Custom hearing aid
    Kişiye Özel İşitme Cihazı. Kişinin kulak kanalı izi dikkate alınarak üretilmiş kulak içi veya kanal içi işitme cihazlarının genel adı.
    Cycles per second
    Saniyedeki Döngü Sayısı. Titreşen cismin bir saniyede tamamladığı döngü sayısı. Bkz frequency/frekans
    Crossover
    Çaprazlaşma, karşı tarafa geçme
    Cued speech
    İpuculu konuşma. İşitme kayıplı kişiler arasında kullanılan iletişim sistemi. İşitme kayıplı kişilere sesleri göstermeyi amaçlayan işaretlerin kullanıldığı iletişim yöntemi. 
    Crossed olivocochlear bundle
    Çaprazlaşmış olivokoklear demet. İnen yoldan gelen lif demetinin iç kulağa geçerek dış tüy hücrelerine bilgi ulaştırır.
    CROS hearing aid
    KROS İşitme Cihazı. (Contralateral Rooting of Signals). Sinyali karşı kulağa yönelten işitme cihazı. Tek taraflı işitme kayıplarında, işitme kaybı olan kulağa takılan işitme cihazı mikrofonunun topladığı sesleri özel bir düzenek kullanarak normal işiten kulağa takılan işitme cihazına yönlendirmesi temeline dayanan işitme cihazı modeli.
    Coupler gain
    Eşleştirici Kazancı. 2cc eşleştiricide ölçülen akustik kazanç.
    Cranial nerve
    Kafa siniri
    Critical bandwidth
    Kritik band genişliği. Psikoakustikde, iki farklı darband uyaranın minimum frekans ayrımının meydana geldiği ve birbirini baskılamadan bağımsız işlev gördüğü band genişliği
    Cortical deafness
    Kortikal Sağırlık. Sıklıkla bilateral temporal lob lezyonlarında görülen,  normal ya da normale yakın kortikal işlevlere rağmen, test sinyalinin ya da konuşma seslerinin anlaşılmasında yaşanan santral işitsel problem.
    Corner audiogram
    Köşe Tipi Odyogram. İşitme eşiklerinin sadece alçak frekanslarda (125-250-500 Hz) ve odyometrenin maksimum şiddet seviyesinde elde edildiği odyogram tipi.
    Corpus Callosum
    Korpus Kallosum. Tamamıyle miyelinli sinir liflerinden oluşmuş, sağ ve sol hemisfer arasında iletişimi sağlayan beyaz cevher bandı.
    Cookie bite audiogram
    Çanak Şeklinde Odyogram. Alçak ve yüksek frekansların daha iyi, orta frekansların daha kötü olduğu odyogram konfigürasyonu
    Conventional audiometer
    Konvansiyonel Odyometre. İçerisinde yer alan düzenekler tarafından üretilen sesin kulaklık, hoparlör ve kemik vibratör yardımı ile işitme organına iletildiği ve kişinin duyduğu sese davranışsal cevabının alındığı işitme eşiği ölçüm cihazı. Klinik odyometre.
    Contralateral Rooting of Signals
    Sinyali karşı kulağa yönelten işitme cihazı. Tek taraflı işitme kayıplarında, işitme kaybı olan kulağa takılan işitme cihazı mikrofonunun topladığı sesleri özel bir düzenek kullanarak normal işiten kulağa takılan işitme cihazına yönlendirmesi temeline dayanan işitme cihazı modeli.
    Contralateral competing message 
    Karşı Taraf Çeldirici Mesaj.
    Contralateral masking
    Karşı Tarafı Maskeleme. Sinyal şiddetinin karşı kulağa geçtiği durumlarda iyi duyan kulağa maskeleme gürültüsü göndererek kötü kulağın gerçek eşiklerini tespit etme.
    Contralateral
    Karşı Taraf 
    Contralateral acoustic reflex
    Karşıtaraf akustik refleks. Uyaran ile ölçüm ve kayıt kulağı farklı olması. Uyaran bir kulaktan verilirken, refleks ölçümü ve kaydı karşı kulaktan yapılır.
    Conductive mechanism
    İletim Mekanizması. İşitme sisteminde sesin iç kulağa ulaşıncaya kadar izlediği yol.
    Congenital hearing loss
    Doğumsal İşitme Kaybı. Doğumdan önce veya doğum sırasında meydana gelen işitme kaybı. 
    Conductive hearing loss
    İletim Tipi İşitme Kaybı. Kulak kepçesi, dış kulak yolu, kulak zarı ve orta kulakta mevcut  patolojilerin sonucu ortaya çıkan işitme kaybı.
    Condenser michrophone
    Kondansör Mikrofon. Aralarında küçük bir hava boşluğu bırakılmış bir levha ve bir zardan oluşan mikrofon.
    Conditioned orientation reflex audiometry
    Şartlandırılmış refleks yönelim odyometrisi. 30 aydan küçük ve normal gelişimi olan çocuklar için, akustik uyarını her duyduğunda belirli bir refleks hareketinin beklendiği işitme test yöntemi 
    Conditioned play audiometry
    Şartlandırılmış Oyun Odyometrisi. 30 aydan büyük ve normal gelişimi olan çocuklar için, akustik uyarını her duyduğunda belirli bir motor hareket yapmasının (sepete küp atmak gibi) istendiği işitme test yöntemi ( Bkz.Oyun odyometrisi./play audiometry)
    Concha
    Konka. Kulak kepçesinin en derin ve dış kulak yolunun başlangıcı olan bölümü
    Compression ratio
    Baskılama Oranı. Dijital işitme cihazlarında baskılama devresine giren sinyaldeki artışın çıktı sinyalindeki azalmaya olan oranı.
    Compression kneepoint
    Baskılama Eşiği: Dijital işitme cihazlarında baskılama devresinin çalışmaya başladığı en düşük girdi düzeyi.
    Compression
    Baskılama. Dijital işitme cihazlarında yükselen girdi sinyalinin seviyesini çıktıda azaltan otomatik kazanç kontrol devresi.
    Compliance
    Uyumluluk. Sistemde enerji akışına uyumluluk, engel olmama. Bkz. Acoustic Compliance/Akustik uyumluluk
    Compressed speech 
    Sıkıştırılmış Konuşma. Bazı bileşenleri çıkarılmak suretiyle sıkıştırılan ancak frekans özelliğini koruyan konuşma.
    Complex wave
    Kompleks Dalga. Farklı frekans ve genlikte birden çok sinusoidal dalganın bir araya gelmesi ile oluşan dalga şekli.
    Complex periodic tone
    Karmaşık düzenli ses. Kendini düzenli aralıklarla tekrarlayan, birden fazla frekans bileşenine sahip ses
    Completely in the canal hearing aid
    Tamamen Kanal İçi işitme Cihazı. CIC İşitme cihazı. Kulak kanalı içinde kulak zarına yakın olarak yerleştirilen, çok hafif-orta derecede işitme kayıpları için uygun olan işitme cihazı.
    Complex aperiodic tone
    Karmaşık düzensiz Ses. Rastgele, düzensiz aralıklarla tekrarlayan birden fazla frekans bileşenine sahip ses.
    Complete recruitment
    Tam rekrutman. Tek taraflı sensinöral tip işitme kayıplarında, işitme kayıplı kulakta, şiddet arttıkça sesin gürlüğünde meydana gelen  anormal artışı gösteren testin sonuçlarından biri. Normal işiten kulak ile işitme kayıplı kulağın gürlük  algısının aynı şiddet seviyesinde eşitlenmesi. 
    Competing sentence test 
    Çeldiricili Tümce Testi.
    Competing Sentence Tests
    Çeldirici cümle testi. İşitsel işlemleme bozukluğu tanılamasında kullanılır. İki farklı cümle eşzamanlı olarak iki kulağa yönlendirilir, hedef cümle daha düşük şiddette, çeldirici cümle daha yüksek şiddettedir.
    Competing message 
    Çeldirici Mesaj.
    Competing Environmental Sounds Test 
    Çeldiricili Çevre Sesleri Testi.
    Compensated static acoustic immittance
    Telafi edilmiş statik akustik immitans. Kulak kanalı etkisini ortadan kaldıracak şekilde hesaplanmış, sadece orta kulağın timpanik membrandaki immitans değeri.
    Comfortable loudness level
    Rahat olan gürlük düzeyi.  Sesin rahat olarak algılandığı şiddet düzeyi.
    Common electrode
    Toprak Elektrot/ Referans elektrot. Tüm eletrofizyolojik ölçümlerde olduğu gibi, koklear implant yerleştirilmesinde  topraklama sağlayan elektrot.  
    Cochlear nucleus
    Koklear çekirdek
    Cochlear otosclerosis
    Koklear otoskleroz
    Cochlear  implant mapping
    Koklear Implant Haritalama.Her bir koklear implant elektrodu ya da elektrot çiftleri için, hasta tarafından akustik bilginin eşik ve en rahat duyabildiği seviyede algılama düzeyinin farklı işlemleme stratejilerine göre belirlenmesi, haritalama.
    Cochlear nerve
    Koklear sinir.  İşitme siniri . Kokleadan beyin sapındaki işitme merkezlerine (koklear çekirdekler) elektrik enerjisine dönüşen ses dalgalarını taşıyan VIII. kafa çiftinin iki dalından biri (bkz işitme siniri/auditory nerve)
    Cochlear implant programming
    Koklear İmplant Programlama.  Koklear implant haritalama sonucuna göre konuşma işlemcisinin programlanması.
    Cochlear microphonic 
    Koklear mikrofonik. Kokleanın çeşitli yerlerinden kaydedilebilen, girdi sinyalin dalga şekline benzeyen ve tüy hücrelerinden kaynaklanan, küçük değişken akım elektriksel potansiyeller. Yuvarlak pencereye yerleştirilen elektrotlarla kaydedilebilen koklear potansiyel.
    Cochlear aqueduct
    Koklear kanal. Perilenfatik aralık ile subaraknoid aralığı bağlayan kanal
    Cochlea
    Koklea. İç kulağın işitmeden sorumlu kısmı. İşitmenin duyusal (sensory) mekanizmasını içeren kısım. Ses dalgalarını elektrik enerjisine çevirerek beynin yorumlamasına hazırlayan iç kulağın bir bölümü.
    Cochear implant 
    Koklear İmplant. İç kulak protezi. İleri ve/veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kayıplarında işitmenin ve iletişimin geri kazanılması için cerrahi olarak iç kulağa yerleştirilen elektrot dizini ile dışarıda taşınan konuşma işlemcisi ve iletici mıknatıstan oluşan elektronik cihaz.
    Cochear amplifier
    Koklear yükseltici. Dış tüy hücrelerinin baziler zar hareketlerinin genliğini yükseltmesi. 
    Cihazlı işitme eşiği
    Aided threshold. İşitme cihazı ya da işitme implantları ile serbest alanda, test edilen frekanslarda duyulabilen en düşük şiddet seviyesi.
    Clinical audiometer
    Klinik Odyometre. İçerisinde yer alan düzenekler tarafından üretilen sesin kulaklık, hoparlör ve kemik vibratör yardımı ile işitme organına iletildiği ve kişinin duyduğu sese davranışsal cevabının alındığı işitme eşiği ölçüm cihazı. Konvansiyonel odyometre.
    CID W-22 Tek Heceli Sözcük Testi.
    CID Auditory Test W-22. Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış 4 adet 50 tek heceli kelime listesinden oluşan kelimeyi anlama testi.
    CID W-2 Birleşik Sözcük Testi.
    CID Auditory Test W-2.  Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış, W-1 test listesindeki birleşik sözcüklerin her üç sözcükte üç desibel azalım ile kaydedildiği  konuşmayı anlama eşiği (KAE) tayini için kullanılan konuşma testi.
    CID W-1 Birleşik Sözcük Testi.
    CID Auditory Test W-1.  Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış 36 birleşik sözcükten oluşmuş konuşmayı anlama eşiği (KAE) tayini için kullanılan konuşma testi.
    CID Günlük Cümleler.
    CID Everyday Sentences.  Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış açık uçlu cümlelerden oluşan cümle anlama testi.
    CID Everyday Sentences
    CID Günlük Cümleler.  Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış açık uçlu cümlelerden oluşan cümle anlama testi.
    CID Auditory Test W-22
    CID W-22 Tek Heceli Sözcük Testi. Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış 4 adet 50 tek heceli kelime listesinden oluşan kelimeyi anlama testi.
    CID Auditory Test W-2
    CID W-2 Birleşik S özcük Testi. Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış, W-1 test listesindeki birleşik sözcüklerin her üç sözcükte üç desibel azalım ile kaydedildiği  konuşmayı anlama eşiği (KAE) tayini için kullanılan konuşma testi.
    Chronic otitis media
    Kronik orta kulak iltihabı. Üç aydan fazla süren, tedaviye dirençli orta kulak ve mastoid kemiğin iltihabı 
    CID Auditory Test W-1
    CID W-1 Birleşik Sözcük Testi.  Central Institute for the Deaf (CID) tarafından hazırlanmış 36 birleşik sözcükten oluşmuş konuşmayı anlama eşiği (KAE) tayini için kullanılan konuşma testi.
    Cholesteatoma
    Kolesteatom. Kolesterol ve yassı epitel hücrelerin pul pul dökülmesi ile oluşan, temporal kemik içindeki yapıları aşındırabilen iyi huylu bir temporal kemik tümörü.
    Characteristic frequency
    Karakteristik Frekans. Odyolojide işitme sinir lifinin en duyarlı olduğu frekans.
    Cerebellum
    Beyincik (Serebellum)
    Cerebral cortex
    Beyin kabuğu
    Cerumen
    Serumen. Dış kulak yolunda cilt altında bulunan bezlerin salgısı ile dış kulak yolu cildinden dökülen keratin tabakasının birleşmesi ile oluşan ve koruyucu etkisi de olan salgı
    Cerebellopontine angle tumor
    Serebellopontin Açı Tümörü. Serebellum ve ponsun arasında kalan boşlukta oluşan tümör. 
    Cep tipi İşitme cihazı
    Body worn hearing aid. Mikrofon ve yükselticinin göğüste veya belde taşınan bir kutuda/ kasada yer aldığı, yükseltilmiş sinyalin tek ya da çift kordonla kullanıcının kulağına düğme hoparlörlerle ileten işitme cihazı. 
    Central masking 
    Santral Maske. Santral sinir sisteminin baskılayıcı etkisi olarak ortaya çıkan ve test edilmeyen kulağa maske gürültüsü verilmesiyle test kulağı işitme eşiği yükselmesidir.
    Central Auditory Nervous System
    Santral İşitsel Sinir sistemi
    Central Auditory Processing
    Santral İşitsel İşlemleme
    Central Auditory Processing Problems
    Santral İşitsel İşlemleme Problemi
    Central Auditory Disorder
    Santral İşitme Bozukluğu
    Central Auditory Assessment
    Santral İşitsel Değerlendirme/Santral İşitmenin Değerlendirilmesi
    Center frequency
    Merkez Frekans. Bant-geçiren bir sistemde en alçak ve en yüksek sınır (cut off) frekanslarının aritmetik veya geometrik ortalaması.
    Carrier phrase
    Taşıyıcı Cümle. Konuşma odyometrisinde hedef hece, sözcük ya da cümleden önce söylenen ve kişiyi test sinyaline hazırlayan  “şimdi söyleyeceğiniz sözcük......” benzeri giriş tümcesi.
    Carhart’s notch
    Carhart Çentiği. İletim tipi işitme kayıplarında  görülen ve  sıklıkla  otosklerozu düşündüren    kemikçiklerin rezonans frekansı olan 2kHz civarında kemik iletimi işitme eşiklerinde düşme (kötüleşme).
    Carhart Yöntemi.
    Carhart procedure. Ses sönümlenmesi testinin (Bkz.Tone Decay Test) temelini oluşturan ölçüm yöntemi.  Teste eşik altı seviyeden başlanır, 5 dB artımlarla duyulur hale gelinceye kadar devam edilir ve test bu seviyede yapılır (Carhart, 1957). 
    Carhart procedure
    Carhart Yöntemi. Ses sönümlenmesi testinin (Bkz.Tone Decay Test) temelini oluşturan ölçüm yöntemi.  Teste eşik altı seviyeden başlanır, 5 dB artımlarla duyulur hale gelinceye kadar devam edilir ve test bu seviyede yapılır (Carhart, 1957). 
    Carhart Çentiği.
    Carhart’s notch. İletim tipi işitme kayıplarında  görülen ve  sıklıkla  otosklerozu düşündüren    kemikçiklerin rezonans frekansı olan 2kHz civarında kemik iletimi işitme eşiklerinde düşme (kötüleşme).
    Carbon microphone
    Karbon Mikrofon. Akustik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürmek için, karbon taneciklerini kullanan mikrofon türü.
    Cardioid response
    Kalp Şeklinde Davranım. Direksiyonel mikrofonlarda elde edilen kalp şeklindeki davranım biçimi. Mikrofonun, tek yönde 180 derecelik açı içinde düzenli yanıt verirken aksi yönde en az yanıtı vermesi. 
    Carbon hearing aid
    Karbon İşitme Cihazı. Hafif-orta derecedeki işite kayıpları için, karbon mikrofonun kullanıldığı, böylelikle enerji akışının kontrol edilmesine izin veren bir düzenek içeren ilk elektrikli işitme cihazı.
    Canal hearing aid
    Kanal İçi İşitme Cihazı. Kulak kanalı girişinde hafif bir çıkıntı yaparak kanala yerleşen çok hafif - ileri derece aralığındaki işitme kayıpları için uygun kazanç sağlayabilen işitme cihazı. 
    Caloric test
    Kalorik Test. Kulak kanalından sıcak hava/su, ardından soğuk hava/su vererek horizontal yarım daire kanallarını uyarmaya ve sonucunda ortaya çıkan nistagmusu değerlendirmeye dayalı vestibüler test.
    Calibration
    Kalibrasyon. İşitmenin değerlendirilmesinde kullanılan tüm teknik donanımın (odyometre, immitansmetre, vb gibi)  seçilen frekans ve şiddette ürettiği sinyalin kulaklık, kemik vibratör, mikrofon ve hoparlör çıkışının aynı olup olmadığının belirlenmesi.

D

    Düşüş
    Rollover. Retrokoklear patolojilerde görülen uyaran şiddet seviyesinde artış olduğunda, konuşmayı anlama performansında meydana gelen azalma. Konuşma uyaranı şiddet seviyesi arttıkça, konuşmayı anlama test skorunda düşme olması.
    Dynamic microphone
    Dinamik mikrofon. Kişinin bulunduğu ortam dikkate alınarak, sesin toplanma yönü ve özelliğinin otomatik olarak değişebildiği işitme cihazı mikrofon sistemi
    Dynamic range
    Dinamik aralık. Hava yolu işitme eşikleri/konuşmayı alma eşiği ile rahatsız edici ses düzeyi arasındaki fark.
    Dönütün bastırılması.
    Feedback supression. İşitme cihazına eklenen bir düzenekle cihazdan çıkan sesin geri dönüşünün engellenmesi, ortadan kaldırılması.
    Dozimetre
    Dosimeter. Uzun sürelerle ortamdaki ses seviyesinin ölçümüne olanak sağlayan ses seviye ölçüm cihazı. Gürültülü ortamlarda çalışan kişilerin üzerinde taşıyabileceği, gün içerisinde maruz kalınan gürültünün süresinin ve şiddetinin tespit edilebileceği ölçüm cihazı.
    Dosimeter
    Dozimetre. Uzun sürelerle ortamdaki ses seviyesinin ölçümüne olanak sağlayan ses seviye ölçüm cihazı. Gürültülü ortamlarda çalışan kişilerin üzerinde taşıyabileceği, gün içerisinde maruz kalınan gürültünün süresinin ve şiddetinin tespit edilebileceği ölçüm cihazı.
    Doppler effect
    Dopler Etkisi. Ses kaynağı ile dinleyici arasındaki mesafenin değişimine bağlı olarak tını algısında değişiklik
    Dopler Etkisi
    Doppler effect. Ses kaynağı ile dinleyici arasındaki mesafenin değişimine bağlı olarak tını algısında değişiklik
    Doğumsal İşitme Kaybı
    Congenital hearing loss. Doğumdan önce veya doğum sırasında meydana gelen işitme kaybı. 
    Doğrudan ses girişi
    Direct audio input. İşitme cihazlarında; işitsel bilginin ara bağlantı sistemi yardımıyla direkt olarak işitme cihazına ulaşmasını sağlayan veri giriş yeri.
    Distortion Product Otoacoustic Emission-DPOAE 
    Bozulmuş Uyaran Ürünü Otoakustik Yayım . F1 ve F2 frekanslarında eş zamanlı ve orantısal olarak sunulan iki saf sesin etkileşimi ile açığa çıkan bozulmuş uyaranın koklea tarafından geri yayımı.
    Discrimination loss
    Ayırt etme kaybı. Konuşmayı ayırt etme yetisinin kaybolması.Bir kişide elde edilen maksimum ayırt etme puanı ile  %100 tam puan arasındaki farktır. Retrokoklear patolojilerin ayırıcı tanısında kullanılır.
    Discrimination score
    Ayırt etme skoru Konuşmayı ayırt etme testinde, yeterince yüksek bir şiddet düzeyinde söylenen  tek heceli sözcüklerin doğru olarak tekrarlanma yüzdesi.
    Directional microphone
    Yönsel mikrofon. Kişinin yöneldiği ses kaynağına göre; kişinin ve ses kaynağının hareketliliğini ve ortam gürültüsünü dikkate alarak akustik uyaranın anlaşılabilirliğinin artmasına olanak sağlayan işitme cihazı mikrofon sistemi
    Directional hearing
    Yönsel İşitme. Sesin hangi yönden geldiğini ayırt edebilme
    Direct audio input
    Doğrudan ses girişi. İşitme cihazlarında; işitsel bilginin ara bağlantı sistemi yardımıyla direkt olarak işitme cihazına ulaşmasını sağlayan veri giriş yeri.
    Diplacusis
    İkili işitme. Tını algısının bozulması ile aynı saf sesin iki kulakta farklı tınıda duyulması. İşitme kaybı nedeniyle aynı saf ses iki kulakta farklı uyaran gibi algılanır
    Diotic Listening
    Çift taraflı dinleme. İki kulağa eş zamanlı olarak iletilen bir akustik uyaranı dinleme
    Diotic
    İki kulağa ait. Aynı akustik uyaranın iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi.
    Dinamik aralık
    Dynamic range. Hava yolu işitme eşikleri/konuşmayı alma eşiği ile rahatsız edici ses düzeyi arasındaki fark.
    Dinamik mikrofon
    Dynamic microphone. Kişinin bulunduğu ortam dikkate alınarak, sesin toplanma yönü ve özelliğinin otomatik olarak değişebildiği işitme cihazı mikrofon sistemi
    Dinamik aralığın tam sıkıştırılması
    Full dynamic range compression. İşitme cihazlarında, hafif seslere daha fazla, şiddetli seslere daha az kazanç sağlanmasına ya da şiddetli seslerin azaltılmasına olanak verecek şekilde, çıktı düzeylerinin girdi düzeylerinden daha dar bir aralığa sıkıştırılması özelliği.
    Digital to analog conversion
    Sayısal-Analog dönüşümü. İşitme cihazlarında; sayısal sinyalin hoparlöre gönderilmeden önce analog sinyale dönüştürülmesi
    Digital hearing aid
    Sayısal İşitme cihazı. Sinyali sayısal olarak işlemleyen işitme cihazı.
    Digital signal processing
    Sayısal sinyal işlemleme. Analog sinyallerin sayısal işaretlere dönüştürülüp işlenebilecek hale getirilmesi
    Diffraction
    Kırınım. akustikte; Ses dalgalarının yayılım sırasında önüne çıkan engel/engeller nedeniyle kırılarak yoluna devam etmesi.
    Difference limen for intensity
    Şiddet farklılık sınırı. Uyaran şiddetinde ayırt edilebilen en küçük değişiklik
    Differential sensitivity
    Ayrım Yapabilme Duyarlılığı. Konuşmanın anlaşılmasında temel rol oynayan şiddet, frekans ve zaman gibi ögelerdeki değişiklikleri belirleyebilme becerisi.
    Difference limen for frequency
    Frekans farklılık sınırı. Uyaran frekansında ayırt edilebilen en küçük değişiklik
    Difference limen
    Farklılık eşiği. Bir uyaranda kişinin fark edebildiği en küçük değişiklik.
    Dichotic sentence identification test
    İki yönlü cümle tanıma testi. Farklı yapay cümlelerin eş zamanlı olarak iki kulağa sunulması. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    Dichotic listening
    İki yönlü dinleme. İki kulaktaki eş zamanlı ancak farklı uyaranları dinleme
    Dichotic Digits Test
    İki yönlü sayılar testi. Farklı sayıların eş zamanlı olarak iki kulağa iletilmesi. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    Dichotic
    İki yönlü. Farklı akustik uyaranların iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi
    Dichotic CVsTest
    İki yönlü sesli-sessiz heceler testi. Farklı sesli-sessiz hece çiftlerinin eş zamanlı olarak iki kulağa iletilmesi. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    Dichotic
    İkiye ayrılma. Farklı akustik uyaranların iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi.
    Dışsal artıklık
    Extrinsic redundancy.  Konuşmanın tamamının duyulmadığı durumlarda, konuşma sinyallerinin yapısal özelliklerinin (anlam, söz dizimi, hece yapısı gibi)  ipucu olarak kullanılıp yordama yapılabilmesi.
    Dış plaka
    Faceplate. Kulak içi işitme cihazlarında, genellikle pil yuvası, ses yüksekliği kontrolü ve mikrofonun bulunduğu dışa bakan kısım.
    Dış kulak kanalı
    External auditory meatus. Kulak kepçesinden kulak zarına ulaşan kanal.
    Dış kulak kanalı
    External auditory canal. Kulak kepçesinden kulak zarına ulaşan kanal.
    Desibel
    Decibel (dB). Ses şiddeti birimi. Bel’in onda biri.
    Desired sensation  level approach 
    İstenen Duyum Düzeyi Yaklaşımı. Seewald ve arkadaşları tarafından, işitme cihazı uygulaması için geliştirilmiş, işitme cihazlı konuşma düzeylerini yordamaya dayalı bir kazanç hesaplama yöntemi.

E

    Ear canal volume
    Kulak kanalı hacmi. İmmitansmetrik incelemede +200 daPa basınç varlığında, prob ucu ile kulak zarı arasında kalan hava hacmi (cm3).
    Ear pit
    Kulak çukuru. Kulak kepçesi önünde görülen küçük delikler.
    Ear Tag
    Kulakta et beni. Kulak kepçesi çevresinde görülen yumuşak doku oluşumları.
    Eardrum
    Kulak zarı. Dış kulak kanalı bitiminde yer alan orta kulak boşluğunun dış duvarını oluşturan ince zar. Dış kulak kanalını orta kulaktan ayırır.
    Earhook
    Kulak çengeli. Kulak arkası işitme cihazlarında, kulak kalıbı ile işitme cihazı arasında bağlantıyı ve cihazın kulak kepçesi üzerinde durmasını sağlayan parça.
    Earmold
    Kulak kalıbı. Kulak arkası işitme cihazlarında, cihazın kulakta kalmasını sağlayan ve işitme cihazından çıkan akustik bilgiyi kulak kanalına aktaran parça. Farklı materyallerden yapılabilir ve iskelet, yarım konka, tam konka gibi çeşitli şekillerde olabilir. Kulak içi işitme cihazlarında cihazın elektronik parçalarının yerleştirildiği kısım.
    Earphone 
    Kulaklık. Odyometreden üretilen sinyalin kulağa iletilmesini sağlayan kulak kepçesi üzerine, ortasında yer alan hoparlörü kulak kanalı girişine karşılık gelecek şekilde yerleştirilen standardize edilmiş ve elektrik sinyallerini sese çeviren düzenek.
    Earphone cushion 
    Kulaklık yastığı. Kulaklıklar üzerindeki hoparlörü çevreleyen kulak etrafına yumuşak yerleşim sağlayarak sesin kulak kanalı dışına olan yön değişimi ve kaçışı ile kulağın dış ortam seslerinden etkilenmesini engelleyen standardize edilmiş ve özelleşmiş materyalden yapılmış parça.
    Edinsel işitme kaybı
    Acquired hearing loss. Konjenital nedenler dışında enfeksiyöz, travmatik, tümoral, iyatrojenik nedenlere bağlı gelişen işitme kaybı. Kazanılmış işitme kaybı.
    Effective masking 
    Etkili Maskeleme.Belirli bir düzeydeki gürültünün işitme eşiğinde meydana getirdiği değişiklik/kayma/yükselme miktarı. Gürültü ve sinyal aynı kulakta iken, sinyalin duyulmasını engelleyen gürültü seviyesi.
    Efferent auditory system
    İletici işitsel sistem.  Merkezi işitme sisteminden kokleaya  inen uyarıcı ve baskılayıcı işlevleri olan sinir yolu.
    Efferent suppression
    İletici baskılama. İpsilateral, kontralateral veya çift taraflı gürültü  olduğunda, işitsel davranımda azalmaya yol açan merkezi sinir sistemi etkisi. Örneğin  Karşı kulakta gürültü varlığında kısa süreli uyarılmış otoakustik yayımların genliğinde azalım olması gibi.
    Eight Cranial Nerve
    Sekizinci Kafa Siniri. İşitme ve denge sistemlerinin duyu siniri. İşitme (koklear) ve denge (vestibüler) olarak iki dalı vardır.
    Eight Nerve Tumor
    Sekizinci sinir tümörü. Sekizinci sinir neoplazmlarının genel adı. Sıklıkla schwannoma, meningioma gibi tumorler görülür.
    Eksik gürlük algısı
    Decruitment. Uyaranın gürlük algısı artışının uyaranın şiddet artışından daha yavaş olması. Retrokoklear patolojilerin ayırıcı tanısında kullanılan davranış testi bulgusu.
    Electrode array 
    Elektrot dizini. cerrahi yerleşimli (cerrahi ile iç kulağa yerleştirilen), iç kulağın frekans özelliklerine uygun olarak dizayn edilmiş ve frekansa özel elektrik uyaran ileten düzenek
    Electroneurography-ENoG 
    Elektronörografi-ENoG. Fasyal sinirin ya da stylomastoid foramenin elektrik uyarılmasıdır. Nasio-labial fold ya da yakınından kaydedilen motor bir cevaptır.ENoG testi yüz felçi geçirdikten 3. gün, 7. gün, 14. gün ve gerekirse 21. günlerde yapılır.
    Elektronörografi (ENoG)
    Electroneurography (ENoG). Fasyal sinirin ya da stylomastoid foramenin elektrik uyarılmasıdır. Nasio-labial fold ya da yakınından kaydedilen motor bir cevaptır.ENoG testi yüz felçi geçirdikten 3. gün, 7. gün, 14. gün ve gerekirse 21. günlerde yapılır.
    Elektrot dizini
    Electrode array. cerrahi yerleşimli (cerrahi ile iç kulağa yerleştirilen), iç kulağın frekans özelliklerine uygun olarak dizayn edilmiş ve frekansa özel elektrik uyaran ileten düzenek
    En Rahat Düzey
    Most Comfortable Level (MCL). Sesin en rahat olarak algılandığı şiddet düzeyi.
    Equal Loudness Contour
    Eş gürlük eğrisi. Bir kişinin aynı gürlükte algıladığı saf seslerin, frekansın bir fonksiyonu olarak dB SPL cinsinden ölçülmesi. 
    Eş gürlük eğrisi
    Equal Loudness Contour. Bir kişinin aynı gürlükte algıladığı saf seslerin, frekansın bir fonksiyonu olarak dB SPL cinsinden ölçülmesi. 
    Eşleştirici Kazancı
    Coupler gain. 2cc eşleştiricide ölçülen akustik kazanç.
    Etkili Maskeleme
    Effective masking. Belirli bir düzeydeki gürültünün işitme eşiğinde meydana getirdiği değişiklik/kayma/yükselme miktarı. Gürültü ve sinyal aynı kulakta iken, sinyalin duyulmasını engelleyen gürültü seviyesi.
    Evoked Otoacoustic Emission (EOE)
    Uyarılmış Otoakustik Yayım. Kulağa sunulan akustik uyaranın koklea tarafından geri yayımı
    External auditory canal
    Dış kulak kanalı. Kulak kepçesinden kulak zarına ulaşan kanal.
    External auditory meatus
    Dış kulak kanalı. Kulak kepçesinden kulak zarına ulaşan kanal.
    Extracochlear electrode 
    Koklea dışına yerleştirilen elektrot. Monopolar uyarımın topraklaması için kullanılan koklea dışında yerleştirilen düzenek. Toprak elektrot.
    Extrinsic redundancy
    Dışsal artıklık.  Konuşmanın tamamının duyulmadığı durumlarda, konuşma sinyallerinin yapısal özelliklerinin (anlam, söz dizimi, hece yapısı gibi)  ipucu olarak kullanılıp yordama yapılabilmesi.
    Eyeglass hearing aid
    Gözlük tipi işitme cihazı. İşitme cihazının gözlük sapına monte edildiği ilk dönem işitme cihazları. Kemik yolu gözlük tipi işitme cihazları ise, titreşime dönüştürülen akustik bilginin mastoid çıkıntı üzerine yerleşen gözlük sapı ile kemik yolu işitme sisteminin aracılığı ile iç kulağa iletilmesi esasına dayanır.

F

    Faceplate
    Dış plaka. Kulak içi işitme cihazlarında, genellikle pil yuvası, ses yüksekliği kontrolü ve mikrofonun bulunduğu dışa bakan kısım.
    Facial nerve
    Yüz siniri.
    Facial paralysis
    Yüz felci. Yüz siniri problemlerine bağlı olarak yüzün istemli hareketlerini yapamaması ya da yapamama durumu.
    Familial hearing loss
    Ailesel işitme kaybı. Aynı ailenin değişik bireylerinde görülen işitme kaybı.
    Far field recording
    Uzak alandan kayıt. Bir davranımın, davranımı oluşturan kaynağa göreceli olarak uzak bir mesafeden elektrotlarla kaydının yapılması. Örn. ABR testinde işitme sinirinin işitsel uyarana cevabının cilt üzerine yerleşen elektrotlara ulaşarak kaydının elde edilmesi.
    Farklılık eşiği
    Difference limen. Bir uyaranda kişinin fark edebildiği en küçük değişiklik
    Feedback
    Geri besleme.Bir sistemde çıktının bir kısmının sisteme geri dönmesi ile sistemin özelliklerinde değişiklik olması. İşitme cihazlarında alıcıdan kaçan sesin mikrofon tarafından alınıp tekrar yükseltilmesiyle oluşan rahatsız edici (ötme) ses(i)
    Feedback supression
    Dönütün bastırılması. İşitme cihazına eklenen bir düzenekle cihazdan çıkan sesin geri dönüşünün engellenmesi, ortadan kaldırılması.
    Fistula test
    Fistül testi. Dış kulak kanalından basınç verilerek, nistagmus oluşup oluşmadığının değerlendirildiği bir test. Nistagmusun olması, iç kulak fistülleri için pozitif bir bulgudur.
    Fistül testi
    Fistula test. Dış kulak kanalından basınç verilerek, nistagmus oluşup oluşmadığının değerlendirildiği bir test. Nistagmusun olması, iç kulak fistülleri için pozitif bir bulgudur.
    Fitting Formula
    Deneme formülü. İşitme cihazı için öngörülen kazancın ve frekans cevabının hesaplanmasında, saf ses eşikleri ve rahatsız edici gürlük düzeyleri temel alınarak oluşturulan formüller.
    Fonksiyonel kazanç
    Functional gain. Serbest alanda işitme aletli/koklear implantlı ve aletsiz/ implantsız işitme eşikleri arasındaki fark
    Forward Masking
    İleriye Doğru Maskeleme. Maske gürültüsünün maskelenen frekanstan sonraki frekanslarda da eşik kaymasına neden olması.
    Fourier analizi (çözümlemesi). 
    Fourier analysis. Fourier tarafından geliştirilen, karmaşık sinyallerinin ayrıştırılıp hangi frekansta ne kadar şiddette bir ses olduğunu gösteren istatistiksel işlem. Ses dalgasının zaman verilerini, frekans verilerine çevirmekte kullanılır.
    Fourier analysis
    Fourier analizi (çözümlemesi). Fourier tarafından geliştirilen, karmaşık sinyallerinin ayrıştırılıp hangi frekansta ne kadar şiddette bir ses olduğunu gösteren istatistiksel işlem. Ses dalgasının zaman verilerini, frekans verilerine çevirmekte kullanılır.
    Free Field
    Serbest alan.Yansımaya neden olacak ve sesin yayılımını engelleyecek sert yüzeylerin olmadığı ses alanı. Odyolojik incelemede hoparlör kullanılarak her iki kulağın aynı anda değerlendirilebildiği test ortamı.
    Frekans 
    Frequency. Titreşen bir cismin bir zaman biriminde yaptığı titreşim sayısı. Titreşen cismin bir saniyede tamamladığı döngü sayısı. Ses söz konusu ise birimi Hertz (Hz)’dir
    Frekans ayrımı
    Frequency discrimination. Ardı ardına sunulan farklı frekanslardaki test sinyallerini ayırt edebilme
    Frekans bandı
    Band frequency.
    Frekans cevabı
    Frequency response. İşitme cihazının her frekansta sağladığı kazanç miktarını gösteren grafik; kazanç-frekans eğrisi olarak ta adlandırılır.
    Frekans çözünürlüğü
    Frequency resolution. Aynı anda farklı frekanslarda verilen sesleri, frekans bileşenlerine göre çözümleyebilme becerisi.
    Frekans değişmesi
    Frequency modulation (FM). Taşıyıcı dalga frekansının, bilgi sinyalinin frekans ve genliğine bağlı olarak değiştirilmesidir. 
    Frekans farklılık sınırı
    Difference limen for frequency. Uyaran frekansında ayırt edilebilen en küçük değişiklik
    Frekans seçiciliği
    Frequency selectivity. Sistemin farklı frekanslardaki seslere farklı davranım göstermesi.
    Frequency
    Frekans. Titreşen bir cismin bir zaman biriminde yaptığı titreşim sayısı. Titreşen cismin bir saniyede tamamladığı döngü sayısı. Ses söz konusu ise birimi Hertz (Hz)’dir
    Frequency discrimination
    Frekans ayrımı. Ardı ardına sunulan farklı frekanslardaki test sinyallerini ayırt edebilme
    Frequency modulation (FM)
    Frekans değişmesi. Taşıyıcı dalga frekansının, bilgi sinyalinin frekans ve genliğine bağlı olarak değiştirilmesidir. 
    Frequency resolution
    Frekans çözünürlüğü. Aynı anda farklı frekanslarda verilen sesleri, frekans bileşenlerine göre çözümleyebilme becerisi.
    Frequency response
    Frekans cevabı. İşitme cihazının her frekansta sağladığı kazanç miktarını gösteren grafik; kazanç-frekans eğrisi olarak ta adlandırılır.
    Frequency selectivity
    Frekans seçiciliği. Sistemin farklı frekanslardaki seslere farklı davranım göstermesi.
    Full dynamic range compression
    Dinamik aralığın tam sıkıştırılması. İşitme cihazlarında, hafif seslere daha fazla, şiddetli seslere daha az kazanç sağlanmasına ya da şiddetli seslerin azaltılmasına olanak verecek şekilde, çıktı düzeylerinin girdi düzeylerinden daha dar bir aralığa sıkıştırılması özelliği.
    Full on gain
    Tam kazanç. İşitme cihazlarında; cihazın iç ayarlarının (kazanç kontrollerinin) maksimum duruma getirildiği durumda ölçülen kazancı
    Functional gain 
    Fonksiyonel kazanç. Serbest alanda işitme aletli/koklear implantlı ve aletsiz/ implantsız işitme eşikleri arasındaki fark
    Functional hearing loss
    İşlevsel işitme kaybı. Organik bir neden olmadan, çoğunlukla ekonomik veya psikolojik nedenlerle ortaya konan, yalana veya abartmaya dayalı işitme kaybı.
    Fundamental frequency (F0)
    Temel Frekans (F0). Bir sistemin salınım yapabileceği minimum frekans değeri. Ses üreten bir titreşenin verebildiği en düşük sıklıktaki ses.

G

    Gain control    
    Kazanç kontrolü. İşitme cihazlarında, elle ya da otomatik olarak çıktı şiddetinin ayarlanması. Bakınız Ses kontrolu (Volume control).
    Galvanic skin response audiometry
    Galvanik deri cevap odyometrisi.Ses uyaranlarının hafif elektroşokla şartlandırılmasına dayalı, deri direncindeki elektriksel direnç değişikliklerinin ölçüldüğü özellikle işlevsel işitme kayıplarında ve test edilmesi güç kişilerde kullanılan  eski bir test yöntemi
    Galvanik deri cevap odyometrisi. 
    Galvanic skin response audiometry. Ses uyaranlarının hafif elektroşokla şartlandırılmasına dayalı, deri direncindeki elektriksel direnç değişikliklerinin ölçüldüğü özellikle işlevsel işitme kayıplarında ve test edilmesi güç kişilerde kullanılan  eski bir test yöntemi.
    Gap detection 
    Aralık Belirleme. Kişinin iki test sinyali arasında ayırt edebildiği en düşük süre. Normal işitenlerde 1-2msaniye iken, işitsel nöropati, dil ve öğrenme güçlüğü olan kişilerde bu süre uzamaktadır.
    Gasyan Gürültü
    Gaussian noise. Frekans dağılımı Gaussian dağılım (normal dağılım) gösteren gürültü türü. Beyaz gürültü ile benzerlik gösterirse de, frekans ranjı daha dardır.
    Gault Refleksi
    Gault's reflex (Gault Tepkesi).  Ani ve yüksek şiddetteki sese göz kırpma ya da göz kenarında (kantus) seyirme tepkesi. Auropalpebral refleks (Sessel gözkapağı tepkesi)
    Gault's reflex
    Gault Refleksi (Gault Tepkesi).  Ani ve yüksek şiddetteki sese göz kırpma ya da göz kenarında (kantus) seyirme tepkesi. Auropalpebral refleks (Sessel gözkapağı tepkesi)
    Gaussian noise
    Gasyan Gürültü. Frekans dağılımı Gaussian dağılım (normal dağılım) gösteren gürültü türü. Beyaz gürültü ile benzerlik gösterirse de, frekans ranjı daha dardır.
    Geciktirilmiş işitsel geri bildirim
    Delayed auditory feedback . Kişinin konuşmasının belli bir süre geciktirilerek kulaklıklarla  tekrar kendisine iletilmesi. Yöntem konuşmanın hızı ve akıcılığını etkilediği için fonksiyonel işitme kayıplarının ayırıcı tanısında kullanılır.
    Geçici Eşik Değişikliği
    Temporary Threshold Shift (TTS). Gürültülü ortamda bulunma sonrası, işitme hassasiyetinde azalma, gürültü kesildikten sonra belli zaman içerisinde işitme eşiklerinin gürültüden etkilenmeden önceki seviyeye geri dönmesi.
    Gelle test
    Gelle testi . Kemik zincirin hareketliliğini değerlendirmede kullanılan diapozon testi. Titreştirilen diapozon mastoid kemik üzerine konur bu sırada dış kulak yoluna pozitif hava basıncı verilir, stapes tabanı oval pencereye doğru itileceği için diapozonun sesi azalır veya kaybolur. Hava emilerek negatif basınç oluşturulduğunda, kişi sesi tekrar duyduğunu ifade eder. İşitme algısında değişme olmaması iletim tipi işitme kaybı lehine değerlendirilir.
    Gelle testi
    Gelle test. Kemik zincirin hareketliliğini değerlendirmede kullanılan diapozon testi. Titreştirilen diapozon mastoid kemik üzerine konur bu sırada dış kulak yoluna pozitif hava basıncı verilir, stapes tabanı oval pencereye doğru itileceği için diapozonun sesi azalır veya kaybolur. Hava emilerek negatif basınç oluşturulduğunda, kişi sesi tekrar duyduğunu ifade eder. İşitme algısında değişme olmaması iletim tipi işitme kaybı lehine değerlendirilir.
    Genetic hearing loss
    Genetik İşitme kaybı (Genetik Aktarımlı İşitme Kaybı). Kalıtsal faktörlerin neden olduğu işitme kaybının genetik aktarım yolu ile aynı soydan gelen bireylerde genetik anormalliğe bağlı olarak ortaya çıkması.
    Genetik İşitme kaybı
    Genetic hearing loss (Genetik Aktarımlı İşitme Kaybı). Kalıtsal faktörlerin neden olduğu işitme kaybının genetik aktarım yolu ile aynı soydan gelen bireylerde genetik anormalliğe bağlı olarak ortaya çıkması.
    Geniş Bant Gürültü
    Wide Band Noise ( WBN ). İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültüdür. Beyaz gürültü.
    Geniş Bant gürültü
    Broad band noise. İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültü. Beyaz gürültü.
    Genlik
    Amplitude. Büyüklük. Ses dalgasının büyüklüğü. Titreşen cismin, istirahat halinden uzaklaşabildiği maksimum pozitif ve negatif noktalar sesin genliğini; bu mesafeye ulaşabilmek için harcadığı enerji de sesin şiddetini, yoğunluğunu (intensity) oluşturur.
    Genlik değiştirimi
    Amplitude modulation. Bir taşıyıcı dalga genliğinin, değişken genlikli bir başka dalga yardımıyla zaman içinde değiştirilmesi. Elektronik iletişimde ses sinyallerinin taşıyıcı radyo dalgaları üzerine bindirilerek ortam boyunca iletilmesi.
    Genlik İzgesi
    Amplitude spectrum. Akustik dalga şeklinde genliğin frekansın bir fonksiyonu olarak gösterimi.  Bir sesin frekans temelinde gösterdiği genlik çeşitliliği
    Geri besleme
    Feedback.Bir sistemde çıktının bir kısmının sisteme geri dönmesi ile sistemin özelliklerinde değişiklik olması. İşitme cihazlarında alıcıdan kaçan sesin mikrofon tarafından alınıp tekrar yükseltilmesiyle oluşan rahatsız edici (ötme) ses(i)
    Getirici
    Afferent. Bir sistemde bilginin taşınması sırasında çevreden merkeze bilgi akışını sağlama. İşitme için; işitsel bilgiyi kokleadan beyindeki işitme merkezine getiren işitme yolları
    Glomus Jugulare / Glomus Jugulare tumor
    Glomus Jugulare tümörü. Orta kulağın tümörlerinin en sık görüleni. Yavaş büyüyen, vaskülarize,sıklıkla 50-60 yaşlarında ortaya çıkan, juguler foramen, orta kulak ya da kafa tabanına yerleşen iyi huylu bir tümör. 
    Glomus Jugulare tümörü
    Glomus Jugulare / Glomus Jugulare tumor.Orta kulağın tümörlerinin en sık görüleni. Yavaş büyüyen, vaskülarize,sıklıkla 50-60 yaşlarında ortaya çıkan, juguler foramen, orta kulak ya da kafa tabanına yerleşen iyi huylu bir tümör. 
    Glue ear
    Zamksı Kulak. Orta kulakta yapışkan ve yoğun sıvı birikimi ile ağrısız seyreden bir orta kulak patolojisi
    Goldenhar Sendromu
    Goldenhar's syndrome (Goldenhar Belirgisi). Yüz ve çene anomalileri, dil- dudak- damak yarıkları, papağan yüzü görünümü, göz anomalileri, burun deliği atrezisi, Fasiyal asimetri, omurga anomalileri, küçük kulak kepçesi, yarık dudak ve damak, göze ilişkin anomaliler, deride kistler ile karakterize,  zeka geriliği, ekstremite anomalileri, bağırsak malformasyonları, kalp ve böbrek anomalileri ile ortaya çıkabilen ender rastlanan ancak erkek çocuklarında daha fazla görülen doğumsal  kas-iskelet anomalisi. Çoğunlukla tek taraflı iletim tipi, nadiren sensorinöral işitme kaybının  da görüldüğü sendrom.
    Goldenhar's syndrome
    Goldenhar Sendromu (Goldenhar Belirgisi). Yüz ve çene anomalileri, dil- dudak- damak yarıkları, papağan yüzü görünümü, göz anomalileri, burun deliği atrezisi, Fasiyal asimetri, omurga anomalileri, küçük kulak kepçesi, yarık dudak ve damak, göze ilişkin anomaliler, deride kistler ile karakterize,  zeka geriliği, ekstremite anomalileri, bağırsak malformasyonları, kalp ve böbrek anomalileri ile ortaya çıkabilen ender rastlanan ancak erkek çocuklarında daha fazla görülen doğumsal  kas-iskelet anomalisi. Çoğunlukla tek taraflı iletim tipi, nadiren sensorinöral işitme kaybının  da görüldüğü sendrom.
    Görsel Pekiştireçli Odyometri
    Visual Reinforcement Audiometry (VRA). 6-30 aylık çocuklar ve kulaklıklarla oyun odyomtrisine uyum sağlayamayan daha büyük çocuklar için akustik uyaranı her duyduğunda sesin geldiği kaynağa yönelme cevabının görsel uyaran ile pekiştirildiği davranım testi.
    Gözlük tipi işitme cihazı
    Eyeglass hearing aid. İşitme cihazının gözlük sapına monte edildiği ilk dönem işitme cihazları. Kemik yolu gözlük tipi işitme cihazları ise, titreşime dönüştürülen akustik bilginin mastoid çıkıntı üzerine yerleşen gözlük sapı ile kemik yolu işitme sisteminin aracılığı ile iç kulağa iletilmesi esasına dayanır.
    Ground electrode
    Toprak Elektrot . Elektofizyolojik ölçümlerde kişiyi elektrik yükü açısından nötralize etmek amacı ile toprakla bağlantı sağlayan elektrot. Koklear implantta iç kulağa yerleşen aktif elektrottan yayılan elektrik akımını toplayan ve devrenin tamamlanmasını sağlayan elektrot 
    Gusher
    Gusher. İç kulak ya da beyin omurilik sıvısının cerrahi perforasyon bölgesinden ya da kafa içi basıncının artması sonucu konjenital defektlerden, oval veya yuvarlak pencereden kaçışı.

H

    Hata
    Artifact. Odyolojide, istenmeyen sinyalin, istenen sinyal ölçümünü etkilemesi, bozması
    Hatayı (hatalıyı, istenmeyeni) reddetme
    Artifact rejection. Uyarılmış potansiyeller ölçümünde, ölçüme ait ölçüme ait olamayacağı varsayılan davranımların kayda geçirilmemesi.
    Hava iletimi
    Air conduction. Sesin dış kulak kanalı ve orta kulak yoluyla iç kulağa iletimi
    Hava-Kemik Aralığı
    Air-bone gap.Aynı kulakta, test edilen frekansta hava yolu ve kemik yolu işitme eşikleri arasındaki desibel farkı; kulaklık ve kemik vibratörle elde edilen işitme eşikleri arasındaki fark. İşitmenin iletim bileşenini gösteren fark.
    Headphone
    Kulaklık. Odyometreden üretilen sinyalin kulağa iletilmesini sağlayan kulak kepçesi üzerine, ortasında yer alan hoparlörü kulak kanalı girişine karşılık gelecek şekilde yerleştirilen standardize edilmiş ve elektrik sinyallerini sese çeviren düzenek
    Hertz (Hz)
    Hertz.Ferkansın ölçüm birimi. Saniyedeki döngü sayısı.
    Hücreiçi potansiyel
    Intracellular potential.Tüy hücrelerinin iç kısımlarından ölçülen potansiyel -60 mV değerindedir.

İ

    İki heceli
    Bisyllabic
    İki kulağa ait 
    Diotic. Aynı akustik uyaranın iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi.
    İki kulak
    Binaural. 
    İki kulakla birleştirme
    Binaural integration. İki kulağa aynı anda verilen farklı bilgilerin birleştirilerek anlamlı tek bir bilgi olarak işlemlenmesi.
    İki kulakla bütünleştirme
    Binaural fusion. Bir konuşma sinyalinin, tek başlarına yetersiz bilgi taşıyan iki parçasından her birinin iki kulağa aynı anda verilmesi durumunda, yetersiz bilgilerin bütünlük oluşturarak anlamlı hale gelmesi. 
    İki kulakla yön belirleme
    Binaural localization. Kulaklar arası zaman ve şiddet farkı bilgilerini kullanarak akustik uyaranın yerinin /yönünün belirlenmesi. 
    İki kulakta işitme kaybı
    Bilateral hearing loss.
    İki yanlı
    Bilateral.
    İki yönlü
    Dichotic. Farklı akustik uyaranların iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi
    İki yönlü cümle tanıma testi.
    Dichotic sentence identification test. Farklı yapay cümlelerin eş zamanlı olarak iki kulağa sunulması. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    İki yönlü dinleme
    Dichotic listening. İki kulaktaki eş zamanlı ancak farklı uyaranları dinleme
    İki yönlü sayılar testi.
    Dichotic Digits Test. Farklı sayıların eş zamanlı olarak iki kulağa iletilmesi. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    İki yönlü sesli-sessiz heceler testi
    Dichotic CVsTest. Farklı sesli-sessiz hece çiftlerinin eş zamanlı olarak iki kulağa iletilmesi. Merkezi işitsel işlemeyi değerlendirmede kullanılan konuşma testi.
    İkili işitme
    Diplacusis. Tını algısının bozulması ile aynı saf sesin iki kulakta farklı tınıda duyulması. İşitme kaybı nedeniyle aynı saf ses iki kulakta farklı uyaran gibi algılanır
    İkiye ayrılma
    Dichotic. Farklı akustik uyaranların iki kulağa eş zamanlı olarak iletimi.
    İleriye Doğru Maskeleme
    Forward Masking. Maske gürültüsünün maskelenen frekanstan sonraki frekanslarda da eşik kaymasına neden olması.
    İletici
    Transmitter. Koklear implantta; elektrik kodlu sinyali alıcıya ileten elektronik cihaz, işitme cihazında; işlenmiş akustik girdiyi kulağa ileten hoparlör
    İletici baskılama
    Efferent suppression. İpsilateral, kontralateral veya çift taraflı gürültü  olduğunda, işitsel davranımda azalmaya yol açan merkezi sinir sistemi etkisi. Örneğin  Karşı kulakta gürültü varlığında kısa süreli uyarılmış otoakustik yayımların genliğinde azalım olması gibi.
    İletici işitsel sistem
    Efferent auditory system.  Merkezi işitme sisteminden kokleaya  inen uyarıcı ve baskılayıcı işlevleri olan sinir yolu.
    İletim Mekanizması
    Conductive mechanism. İşitme sisteminde sesin iç kulağa ulaşıncaya kadar izlediği yol.
    İletim Tipi İşitme Kaybı
    Conductive hearing loss. Kulak kepçesi, dış kulak yolu, kulak zarı ve orta kulakta mevcut  patolojilerin sonucu ortaya çıkan işitme kaybı.
    İmpedans telemetri
    Impedance telemetry. İç kulağa yerleşen elektrodların iç kulak yapılarıyla ve birbirleriyle oluşturduğu uyumu test eden düzenek
    İpuculu konuşma
    Cued speech. İşitme kayıplı kişiler arasında kullanılan iletişim sistemi. İşitme kayıplı kişilere sesleri göstermeyi amaçlayan işaretlerin kullanıldığı iletişim yöntemi. 
    İstenen Duyum Düzeyi Yaklaşımı
    Desired sensation  level approach . Seewald ve arkadaşları tarafından, işitme cihazı uygulaması için geliştirilmiş, işitme cihazlı konuşma düzeylerini yordamaya dayalı bir kazanç hesaplama yöntemi.
    İstirahat potansiyeli
    Resting membrane potential. İşitme sisteminde, koklea uyarılmadığı zaman bile mevcut olan potansiyel.
    İşitilebilir
    Audible. Bir sesin kulak tarafından işitilebilir şiddette olması.
    İşitilebilirlik
    Audibility. 
    İşitme Alanı
    Auditory field 
    İşitme bozukluğu
    Auditory disorder 
    İşitme eşiği
    Auditory threshold. Ölçülen frekansta duyulabilen en düşük ses şiddet düzeyi. 
    İşitme siniri
    Auditory nerve. Kokleadan beyin sapındaki işitme merkezlerine (Koklear çekirdekler) elektrik enerjisine dönüşen ses dalgalarını taşıyan VIII. kafa çiftinin iki dalından biri.
    İşitme siniri 
    Koklear sinir. Kokleadan beyin sapındaki işitme merkezlerine (koklear çekirdekler) elektrik enerjisine dönüşen ses dalgalarını taşıyan VIII. kafa çiftinin iki dalından biri (bkz işitme siniri/auditory nerve)
    İşitsel
    Auditory. İşitme ile ilgili 
    İşitsel alışma
    Auditory adaptation. Sürekliliği olan işitilebilen seviyedeki bir sesin zaman içerisinde duyulamaz duruma gelmesi
    İşitsel ayırt etme
    Auditory discrimination. Bir sesi diğer bir sesten ayırt edebilme yeteneği. 
    İşitsel bellek
    Auditory memory 
    İşitsel Beyinsapı Cevabı
    Auditory Brainstem Response. Hava ya da kemik yolu ile kulağa gönderilen özelleşmiş akustik uyarana işitme sinirinin verdiği cevap. Erken latans olarak da isimlendirilir. İşitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar takip ettiği yol boyunca mevcut ipsilateral ve kontralateral işitme çekirdeklerinin cevabıdır. 
    İşitsel dönüt
    Auditory feedback
    İşitsel Düzenli Tekrarlayan Durum Cevabı
    Auditory Steady state response (ASSR). Klik, tone-burst, gürültü ya da ardıllı akustik uyaranların frekans ve/veya genlik modülasyonu ile değiştirilerek düzenli tekrarlayan uyaranlar halinde sisteme sunulması ile kaydedilen işitsel uyarılmış potansiyel cevapları.
    İşitsel geri besleme
    Auditory feedback
    İşitsel geri bildirim
    Auditory feedback
    İşitsel işlemleme
    Auditory processing. İşitsel bilginin, işitme yollarında ve kortekste işitme merkezinde yorumlanması. 
    İşitsel kaynaşma
    Auditory fusion 
    İşitsel Korteks
    Auditory cortex. İşitmeye ait tüm bilgilerin işlendiği temporal lobda yer alan kortikal bölge
    İşitsel nöropati
    Auditory Neuropathy. İşitme kaybı derecesi ile uyumsuz olarak,  düşük konuşmayı ayırt etme skoru,  anormal ya da elde edilmeyen işitsel beyinsapı cevabı, pozitif otoakustik emisyon cevabı ve pozitif koklear mikrofonik cevabı ile karakterize işitme bozukluğu. 
    İşitsel tanımama
    Auditory agnosia. Normal işitme eşiklerine rağmen kişinin sesi tanıma ya da sesleri ayırma yeteneğinin kaybolması. 
    İşitsel uyarılmış beyinsapı cevabı
    Brainstem auditory evoked response. Hava ya da kemik yolu ile kulağa gönderilen özelleşmiş akustik uyarana beyinsapından kaydedilen yanıt. Erken latans olarak da isimlendirilir. İşitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar takip ettiği yol boyunca mevcut ipsilateral ve kontralateral işitme çekirdeklerinin yanıtı.
    İşitsel uyarılmış beyinsapı Cevabı odyometrisi.
    Brainstem auditory evoked response audiometry İşitsel uyaranın, işitme sinirinin kokleadan çıkışından itibaren inferior kollikulus bölgesine kadar işitme yollarında oluşturduğu yanıtın kaydedildiği ve ekranda gösterildiği nesnel test yöntemi.
    İşitsel Uyarılmış Potansiyaller
    Auditory evoked potentials. Bir ses uyaranına cevaben merkezî işitsel sinir sisteminin belirli bir bölümünün elektrofizyolojik fonksiyonunu gösteren elektriksel aktivite.
    İşitsel yerleşim
    Auditory localization 
    İşitsel yoksunluk
    Auditory deprivation. İşitme sistemine ve korteksteki işitme merkezine işitsel uyaranın ulaşamaması.
    İşitsel yorgunluk
    Auditory fatigue. Bir işitsel uyaranın ardından işitme eşiğinde oluşan geçici düşüş / kötüleşme
    İşitsel yönelme
    Auditory lateralization 
    İşitsel- sözel yöntem
    Auditory-Oral method. işitme cihazı/ Koklear İmplant kullanan çocukların rehabilitasyonunda  dinleme ve konuşma ağırlıklı eğitim verme yaklaşımı. Bu yöntem eğitim programı içerisinde dudak okuma yöntemini  ve işaretle iletişim yöntemini kullanmaz. 
    İşlevsel işitme kaybı
    Functional hearing loss. Organik bir neden olmadan, çoğunlukla ekonomik veya psikolojik nedenlerle ortaya konan, yalana veya abartmaya dayalı işitme kaybı.

J

    Jewett Dalgaları
    Jewett waves. İlk kez Don Jewett tarafından tanımlanan işitsel beyinsapı yanıtlarının dalga formları.
    Jewett waves
    Jewett Dalgaları. İlk kez Don Jewett tarafından tanımlanan işitsel beyinsapı yanıtlarının dalga formları.
    Just noticable difference
    Ancak Ayırtedilebilen Fark. Uyaranda ancak fark edilen en küçük değişiklik.

K

    Kabarcık
    Ampulla. Vestibüler sistemde yarım daire kanallarının ütriküle açılan kısmındaki genişlemeler
    Kalıcı Eşik Değişikliği
    Permanent Threshold Shift (PTS). Yüksek şiddetteki gürültüye uzun süre maruz kalma sonucu işitme eşiklerinde ortaya çıkan dönüşü olmayan eşik değişikliği. Gürültüye bağlı kalıcı işitme kaybı.
    Kalibrasyon
    Calibration. İşitmenin değerlendirilmesinde kullanılan tüm teknik donanımın (odyometre, immitansmetre, vb gibi)  seçilen frekans ve şiddette ürettiği sinyalin kulaklık, kemik vibratör, mikrofon ve hoparlör çıkışının aynı olup olmadığının belirlenmesi.
    Kalorik Test.
    Caloric test Kulak kanalından sıcak hava/su, ardından soğuk hava/su vererek horizontal yarım daire kanallarını uyarmaya ve sonucunda ortaya çıkan nistagmusu değerlendirmeye dayalı vestibüler test.
    Kalp Şeklinde Davranım
    Cardioid response. Direksiyonel mikrofonlarda elde edilen kalp şeklindeki davranım biçimi. Mikrofonun, tek yönde 180 derecelik açı içinde düzenli yanıt verirken aksi yönde en az yanıtı vermesi. 
    Kanal İçi İşitme Cihazı.
    Canal hearing aid. Kulak kanalı girişinde hafif bir çıkıntı yaparak kanala yerleşen çok hafif - ileri derece aralığındaki işitme kayıpları için uygun kazanç sağlayabilen işitme cihazı. 
    Karakteristik Frekans.
    Characteristic frequency. Odyolojide işitme sinir lifinin en duyarlı olduğu frekans.
    Karbon İşitme Cihazı
    Carbon hearing aid. Hafif-orta derecedeki işite kayıpları için, karbon mikrofonun kullanıldığı, böylelikle enerji akışının kontrol edilmesine izin veren bir düzenek içeren ilk elektrikli işitme cihazı.
    Karbon Mikrofon
    Carbon microphone. Akustik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürmek için, karbon taneciklerini kullanan mikrofon türü.
    Karmaşık düzenli ses.
    Complex periodic tone. Kendini düzenli aralıklarla tekrarlayan, birden fazla frekans bileşenine sahip ses
    Karmaşık düzensiz Ses.
    Complex aperiodic tone. Rastgele, düzensiz aralıklarla tekrarlayan birden fazla frekans bileşenine sahip ses.
    Karşı Taraf 
    Contralateral
    Karşı Taraf Çeldirici Mesaj.
    Contralateral competing message 
    Karşı Tarafı Maskeleme
    Contralateral masking. Sinyal şiddetinin karşı kulağa geçtiği durumlarda iyi duyan kulağa maskeleme gürültüsü göndererek kötü kulağın gerçek eşiklerini tespit etme.
    Karşıtaraf akustik refleks
    Contralateral acoustic reflex. Uyaran ile ölçüm ve kayıt kulağı farklı olması. Uyaran bir kulaktan verilirken, refleks ölçümü ve kaydı karşı kulaktan yapılır.
    Kazanç kontrolü. 
    Gain control.İşitme cihazlarında, elle ya da otomatik olarak çıktı şiddetinin ayarlanması. Bakınız Ses kontrolu (Volume control).
    Kemiğe Yerleştirilen İşitme Cihazı
    Bone anchored hearing aid (BAHA). Kemik iletimine dayalı, iletim tipi ve mikst tip kayıplar için uygun olan ve temporal kemiğe cerrahi yöntemle yerleştirilen bir vidaya tutturulan işitme cihazı.
    Kemik İletimi İşitme Cihazı
    Bone conduction hearing aid.  Çevireçin (kemik ileticinin) mastoid üzerine konması ve kafatasının titreşmesiyle iç kulakta uyarım sağlayan işitme cihazı
    Kemik İletimi İşitme Eşiği
    Bone conduction hearing threshold.   
    Kemik İletimi İşitme testi
    Bone conduction hearing test. Mastoid kemiğe yerleştirilen kemik iletici ile dış ve orta kulağın atlanarak, direkt iç kulağın değerlendirildiği saf ses işitme testi. Davranış odyometrisi test bataryasında işitme kaybının iletim ve sensöri nöral bileşenleri ayırt etmek için yapılması gereken test.
    Kemik vibratör
    Bone vibratör, Bone conductor . Saf ses ya da konuşma odyometresinde kemik iletim eşiklerini belirlemek için kafatası (özellikle mastoid kemik) üzerine yerleştirilerek odyometreden üretilen sesin iç kulağa iletilmesini sağlayan standardize edilmiş düzenek.
    Kemik yolu işitme cihazı
    Bone conduction hearing aid.  Çevireçin (kemik ileticinin) mastoid üzerine konması ve kafatasının titreşmesiyle iç kulakta uyarım sağlayan işitme cihazı
    Kemik Yolu işitme Eşiği
    Bone conduction hearing threshold
    Kemik Yolu İşitme Testi
    Bone conduction hearing test. Mastoid kemiğe yerleştirilen kemik iletici ile dış ve orta kulağın atlanarak, direkt iç kulağın değerlendirildiği saf ses işitme testi. Davranış odyometrisi test bataryasında işitme kaybının iletim ve sensöri nöral bileşenleri ayırt etmek için yapılması gereken test.
    Kırınım
    Diffraction. akustikte; Ses dalgalarının yayılım sırasında önüne çıkan engel/engeller nedeniyle kırılarak yoluna devam etmesi.
    Kısa süreli uyaran odyometrisi
    Brief tone audiometry. Tonal akustik uyaranın oldukça kısa süreli verilerek işitmenin test edilmesi. Kulak çok kısa süreli uyarımı yakalamada uzun süreli uyarıma göre daha az hassastır ve uyaran süresi arttıkça şiddet aynı kalsa bile uyaranın gürlüğü kişi tarafından artmış olarak algılanır. Tanısal odyolojide kullanılan bir değerlendirme yöntemidir.
    Kısa Süreli Uyarılmış Otoakustik Yayımlar
    Transient Evoked Otoacoustic Emission (TEOAE). Kulağa sunulan klik veya tone burst gibi kısa akustik uyaranın koklea tarafından geri yayımı
    Kişiye Özel İşitme Cihazı
    Custom hearing aid. Kişinin kulak kanalı izi dikkate alınarak üretilmiş kulak içi veya kanal içi işitme cihazlarının genel adı.
    Klinik Odyometre. 
    Clinical audiometer. İçerisinde yer alan düzenekler tarafından üretilen sesin kulaklık, hoparlör ve kemik vibratör yardımı ile işitme organına iletildiği ve kişinin duyduğu sese davranışsal cevabının alındığı işitme eşiği ölçüm cihazı. Konvansiyonel odyometre.
    Koklea
    Cochlea. İç kulağın işitmeden sorumlu kısmı. İşitmenin duyusal (sensory) mekanizmasını içeren kısım. Ses dalgalarını elektrik enerjisine çevirerek beynin yorumlamasına hazırlayan iç kulağın bir bölümü.
    Koklea dışına yerleştirilen elektrot
    Extracochlear electrode. Monopolar uyarımın topraklaması için kullanılan koklea dışında yerleştirilen düzenek. Toprak elektrot.
    Koklear çekirdek
    Cochlear nucleus
    Koklear Implant Haritalama.
    Cochlear  implant mapping. Her bir koklear implant elektrodu ya da elektrot çiftleri için, hasta tarafından akustik bilginin eşik ve en rahat duyabildiği seviyede algılama düzeyinin farklı işlemleme stratejilerine göre belirlenmesi, haritalama.
    Koklear İmplant
    Cochear implant. İç kulak protezi. İleri ve/veya çok ileri derecede sensörinöral işitme kayıplarında işitmenin ve iletişimin geri kazanılması için cerrahi olarak iç kulağa yerleştirilen elektrot dizini ile dışarıda taşınan konuşma işlemcisi ve iletici mıknatıstan oluşan elektronik cihaz.
    Koklear İmplant Programlama.
    Cochlear implant programming.  Koklear implant haritalama sonucuna göre konuşma işlemcisinin programlanması.
    Koklear kanal.
    Cochlear aqueduct. Perilenfatik aralık ile subaraknoid aralığı bağlayan kanal
    Koklear mikrofonik
    Cochlear microphonic. Kokleanın çeşitli yerlerinden kaydedilebilen, girdi sinyalin dalga şekline benzeyen ve tüy hücrelerinden kaynaklanan, küçük değişken akım elektriksel potansiyeller. Yuvarlak pencereye yerleştirilen elektrotlarla kaydedilebilen koklear potansiyel.
    Koklear otoskleroz
    Cochlear otosclerosis
    Koklear sinir
    Cochlear nerve.  İşitme siniri . Kokleadan beyin sapındaki işitme merkezlerine (koklear çekirdekler) elektrik enerjisine dönüşen ses dalgalarını taşıyan VIII. kafa çiftinin iki dalından biri (bkz işitme siniri/auditory nerve)
    Koklear yükseltici.
    Cochear amplifier. Dış tüy hücrelerinin baziler zar hareketlerinin genliğini yükseltmesi. 
    Kolesteatom.
    Cholesteatoma. Kolesterol ve yassı epitel hücrelerin pul pul dökülmesi ile oluşan, temporal kemik içindeki yapıları aşındırabilen iyi huylu bir temporal kemik tümörü.
    Kompleks Dalga.
    Complex wave. Farklı frekans ve genlikte birden çok sinusoidal dalganın bir araya gelmesi ile oluşan dalga şekli.
    Kondansör Mikrofon
    Condenser michrophone. Aralarında küçük bir hava boşluğu bırakılmış bir levha ve bir zardan oluşan mikrofon.
    Konjenital İşitme Kaybı
    Doğumsal İşitme Kaybı. Doğumdan önce veya doğum sırasında meydana gelen işitme kaybı. 
    Konka
    Concha. Kulak kepçesinin en derin ve dış kulak yolunun başlangıcı olan bölümü
    Konuşma işlemcisi
    Speech Processor. Koklear implantta; akustik uyaranı elektrik kodlu sinyale dönüştürerek alıcıya yönlendiren elekronik cihaz.
    Konuşma odyometrisi
    Speech audiometry. Konuşmayı farketme, anlama, ayırt etme ile konuşma sinyalerini duymayı değerlendiren ölçüm yöntemi.
    Konuşmayı Anlama Eşiği (KAE)
    Speech Reception Threshold, Speech Recognition Test (SRT). 3 heceli kelimelerin en az %50’sinin doğru anlaşılabildiği en düşük şiddet düzeyi
    Konuşmayı Farketme Eşiği
    Speech Awareness Threshold (SAT). Speech Detection Threshold (SDT). Konuşma sinyalinin en az %50’sinin fark edilebildiği en düşük şiddet düzeyi. Konuşma sinyallerinin duyulabildiği en düşük şiddet düzeyi.
    Konvansiyonel Odyometre
    Conventional audiometer. İçerisinde yer alan düzenekler tarafından üretilen sesin kulaklık, hoparlör ve kemik vibratör yardımı ile işitme organına iletildiği ve kişinin duyduğu sese davranışsal cevabının alındığı işitme eşiği ölçüm cihazı. Klinik odyometre.
    Korpus Kallosum. 
    Corpus Callosum. Tamamıyle miyelinli sinir liflerinden oluşmuş, sağ ve sol hemisfer arasında iletişimi sağlayan beyaz cevher bandı.
    Kortikal Sağırlık
    Cortical deafness. Sıklıkla bilateral temporal lob lezyonlarında görülen,  normal ya da normale yakın kortikal işlevlere rağmen, test sinyalinin ya da konuşma seslerinin anlaşılmasında yaşanan santral işitsel problem.
    Köşe Tipi Odyogram
    Corner audiogram. İşitme eşiklerinin sadece alçak frekanslarda (125-250-500 Hz) ve odyometrenin maksimum şiddet seviyesinde elde edildiği odyogram tipi.
    Kritik band genişliği
    Critical bandwidth. Psikoakustikde, iki farklı darband uyaranın minimum frekans ayrımının meydana geldiği ve birbirini baskılamadan bağımsız işlev gördüğü band genişliği
    Kronik orta kulak iltihabı.
    Chronic otitis media. Üç aydan fazla süren, tedaviye dirençli orta kulak ve mastoid kemiğin iltihabı 
    KROS İşitme Cihazı
    CROS hearing aid. (Contralateral Rooting of Signals). Sinyali karşı kulağa yönelten işitme cihazı. Tek taraflı işitme kayıplarında, işitme kaybı olan kulağa takılan işitme cihazı mikrofonunun topladığı sesleri özel bir düzenek kullanarak normal işiten kulağa takılan işitme cihazına yönlendirmesi temeline dayanan işitme cihazı modeli.
    Kulak arkası işitme cihazı
    Behind the ear hearing aid.
    Kulak çengeli
    Earhook. Kulak arkası işitme cihazlarında, kulak kalıbı ile işitme cihazı arasında bağlantıyı ve cihazın kulak kepçesi üzerinde durmasını sağlayan parça.
    Kulak çukuru
    Ear pit. Kulak kepçesi önünde görülen küçük delikler.
    Kulak kalıbı
    Earmold. Kulak arkası işitme cihazlarında, cihazın kulakta kalmasını sağlayan ve işitme cihazından çıkan akustik bilgiyi kulak kanalına aktaran parça. Farklı materyallerden yapılabilir ve iskelet, yarım konka, tam konka gibi çeşitli şekillerde olabilir. Kulak içi işitme cihazlarında cihazın elektronik parçalarının yerleştirildiği kısım.
    Kulak kanalı hacmi
    Ear canal volume. İmmitansmetrik incelemede +200 daPa basınç varlığında, prob ucu ile kulak zarı arasında kalan hava hacmi (cm3).
    Kulak zarı
    Eardrum. Dış kulak kanalı bitiminde yer alan orta kulak boşluğunun dış duvarını oluşturan ince zar. Dış kulak kanalını orta kulaktan ayırır.
    Kulaklık
    Earphone, Headphone. Odyometreden üretilen sinyalin kulağa iletilmesini sağlayan kulak kepçesi üzerine, ortasında yer alan hoparlörü kulak kanalı girişine karşılık gelecek şekilde yerleştirilen standardize edilmiş ve elektrik sinyallerini sese çeviren düzenek.
    Kulaklık yastığı
    Earphone cushion. Kulaklıklar üzerindeki hoparlörü çevreleyen kulak etrafına yumuşak yerleşim sağlayarak sesin kulak kanalı dışına olan yön değişimi ve kaçışı ile kulağın dış ortam seslerinden etkilenmesini engelleyen standardize edilmiş ve özelleşmiş materyalden yapılmış parça.
    Kulakta et beni
    Ear Tag. Kulak kepçesi çevresinde görülen yumuşak doku oluşumları.

L

    Latency
    Oluşum süresi. Bir uyarıcının verilmesi ile, davranımın ortaya çıkması arasında geçen süre.
    Loudness discomfort level
    Rahatsız Edici Ses Yüksekliği. Sesin rahatsız edici olarak algılandığı şiddet seviyesi.

M

    Mapping 
    Programlama. Koklear implant kullanıcısının ihtiyacına uygun olarak konuşma işlemcisinin farklı kodlama stratejileri kullanılarak ayarlanması
    Maskeleme
    Masking. Bir kulağa verilen sinyalin, kafatası boyunca iletilerek test edilmeyen kulaktan işitilme olasılığı olduğu durumlarda, test edilmeyen/daha iyi işiten kulağa gürültü verilerek işitme eşiğinin yükseltilmesi.
    Maskeleme İkilemi
    Masking Dilemma. Maskeleme işleminin başlangıç düzeyinde aşırı maskelemenin meydana gelmesi durumu. Platoya erişememe. Özellikle bilateral iletim komponenti olan olgularda karşılaşılır.
    Masking
    Maskeleme. Bir kulağa verilen sinyalin, kafatası boyunca iletilerek test edilmeyen kulaktan işitilme olasılığı olduğu durumlarda, test edilmeyen/daha iyi işiten kulağa gürültü verilerek işitme eşiğinin yükseltilmesi.
    Masking Dilemma 
    Maskeleme İkilemi. Maskeleme işleminin başlangıç düzeyinde aşırı maskelemenin meydana gelmesi durumu. Platoya erişememe. Özellikle bilateral iletim komponenti olan olgularda karşılaşılır.
    Merkez Frekans. 
    Center frequency. Bant-geçiren bir sistemde en alçak ve en yüksek sınır (cut off) frekanslarının aritmetik veya geometrik ortalaması.
    Most Comfortable Level (MCL)
    En Rahat Düzey. Sesin en rahat olarak algılandığı şiddet düzeyi.
    Mutlak oluşum süresi
    Absolute latency. Uyarılmış potansiyaller için, bir uyarıcının başlangıcı ile bir dalga tepesinin oluşumu arasındaki süre. Birimi milisaniye (msn)dir.
    Narrow band noise (NBN)
    Dar bant gürültü. Enerjisi belli bir frekans bandında yoğun olarak yer alan gürültüdür. Saf seslerin maskelenmesi için kullanılır.
    Neural Response imaging
    Nöral cevap görüntüleme. Koklear implantta; işitme sinirinin elektrik uyarana cevabının elektrot dizini kullanılarak ölçülmesi esasına dayanan test yöntemi. Nöral cevap ölçümü.
    Neural Response telemetry 
    Nöral cevap ölçümü. Koklear implantta; işitme sinirinin elektrik uyarana cevabının elektrot dizini kullanılarak ölçülmesi esasına dayanan test yöntemi. Nöral cevap görüntüleme.

N

    Nöral cevap görüntüleme
    Neural Response imaging. Koklear implantta; işitme sinirinin elektrik uyarana cevabının elektrot dizini kullanılarak ölçülmesi esasına dayanan test yöntemi. Nöral cevap ölçümü.
    Nöral cevap ölçümü
    Neural Response telemetry. Koklear implantta; işitme sinirinin elektrik uyarana cevabının elektrot dizini kullanılarak ölçülmesi esasına dayanan test yöntemi. Nöral cevap görüntüleme.

O

    Odyogram
    Audiogram. Yatay eksende ölçüm yapılan frekansların, dikey eksende ölçüm yapılan şiddet seviyelerinin bulunduğu, hava yolu ve kemik yolu işitme eşiklerinin üzerinde işaretlendiği standardize edilmiş grafik görüntü.
    Odyolog
    Audiologist. İşitme bilimi uzmanı.
    Odyoloji
    Audiology. İşitme ve denge sistemleri ile bu sistemlerle ilişkili problem ve  patolojilerle uğraşan bilim dalı. 
    Odyolojik değerlendirme
    Audiologic evaluation. İşitme ve denge sistemini gerekli araç, yöntem ve tekniklerle değerlendirilip elde edilen sonuçların yorumlanmasını kapsayan süreç.
    Odyometrik sıfır
    Audiometric zero. Normal işiten genç yetişkinlerde, test edilen frekanslarda saf sesin duyulabildiği en düşük şiddet seviyesi ortalamasının 0 dB işitme seviyesi ya da odyometrik sıfır olarak kabul edilmesi.
    Odyometrik Weber
    Audiometric weber. Kemik vibratörü alında orta hat üzerine yerleştirerek yapılan sesin duyulduğu yönü (kulağı) belirleme testi. Bkz. Weber testi 
    Odyometrist
    Audiometrist. Odyometri teknisyeni. İşitme ölçümünde kullanılan test araçlarını, donanımı kullanmak üzere yetiştirilmiş teknik eleman.
    Oluşum süresi
    Latency. Bir uyarıcının verilmesi ile, davranımın ortaya çıkması arasında geçen süre.
    Ortam gürültüsü
    Ambient noise. Belirli bir ortamda ölçülen ses basınç seviyesi cinsinden gürültü seviyesi. Aynı ortama yeni giren başka bir ses kaynağının belirlenebilmesi için referans alınan değer. Herhangi bir ortamda farklı uzaklıktaki seslerin oluşturduğu ardalan gürültüsü.
    Oto-Acoustic Emission (OAE) 
    Otoakustik yayım. Kokleada dış tüy hücrelerinin ürettiği ve yaydığı düşük şiddetli ses enerjisi.
    Otoakustik yayım
    Oto-Acoustic Emission (OAE). Kokleada dış tüy hücrelerinin ürettiği ve yaydığı düşük şiddetli ses enerjisi.
    Otomatik kazanç kontrolü
    Automatic Gain Control (AGC). Doğrusal olamayan (nonlineer) işitme cihazlarında, cihazın kazancını girdi sinyalindeki değişikliklere göre otomatik olarak, akustik özelliklerini bozmadan ayarlayan devre.
    Oyun Odyometrisi
    Play audiometry. Oyun odyometrisi. 30 aydan büyük ve normal gelişimi olan çocuklar için, akustik uyarını her duyduğunda belirli bir motor hareket yapmasının (sepete küp atmak gibi) istendiği işitme test yöntemi

P

    Permanent Threshold Shift-PTS 
    Kalıcı Eşik Değişikliği. Yüksek şiddetteki gürültüye uzun süre maruz kalma sonucu işitme eşiklerinde ortaya çıkan dönüşü olmayan eşik değişikliği. Gürültüye bağlı kalıcı işitme kaybı.
    Plateau Method 
    Plato Yöntemi. Test edilmeyen kulağa verilen maske gürültüsü düzeyinin, test kulağında eşik değişikliği oluşturmadığı bir aralık elde edilinceye kadar küçük adımlarla yükseltilmesi temeline dayanan bir maskeleme yöntemi.
    Plato Yöntemi
    Plateau Method. Test edilmeyen kulağa verilen maske gürültüsü düzeyinin, test kulağında eşik değişikliği oluşturmadığı bir aralık elde edilinceye kadar küçük adımlarla yükseltilmesi temeline dayanan bir maskeleme yöntemi.
    Play audiometry 
    Oyun Odyometrisi. Oyun odyometrisi. 30 aydan büyük ve normal gelişimi olan çocuklar için, akustik uyarını her duyduğunda belirli bir motor hareket yapmasının (sepete küp atmak gibi) istendiği işitme test yöntemi
    Presbiakuzi
    Presbycusis. Yaşa bağlı işitme kaybı. Bilateral simetrik progresif ilerleyen yaşlanmaya bağlı sensörinöral işitme kaybı tipi.
    Presbycusis
    Presbiakuzi. Yaşa bağlı işitme kaybı. Bilateral simetrik progresif ilerleyen yaşlanmaya bağlı sensörinöral işitme kaybı tipi.
    Programlama
    Mapping. Koklear implant kullanıcısının ihtiyacına uygun olarak konuşma işlemcisinin farklı kodlama stratejileri kullanılarak ayarlanması
    Pure tone
    Saf ses. Tek bir frekansı içeren ses
    Pure tone threshold
    Saf ses eşiği. Saf ses uyaranının duyulabildiği en düşük şiddet seviyesi. Test edilen frekansta uyaranların en az yarısına yanıt alınan şiddet eşik olarak kabul edilir

R

    Rahat olan gürlük düzeyi.
    Comfortable loudness level.  Sesin rahat olarak algılandığı şiddet düzeyi.
    Rahatsız Edici Ses Yüksekliği
    Uncomfortable Loudness Level. Sesin rahatsız edici olarak algılandığı şiddet düzeyi
    Rahatsız Edici Ses Yüksekliği
    Loudness discomfort level. Sesin rahatsız edici olarak algılandığı şiddet seviyesi.
    Receiver
    Alıcı. Koklear implantta; cerrahi olarak kafatası kemiğine yerleştirilen, iletici mıknatıs ile bağlantıyı sağlayan ve elektrik sinyali alan anten, işitme cihazında; sesi alan mikrofon
    Referans elektrot
    Toprak Elektrot . Tüm eletrofizyolojik ölçümlerde olduğu gibi, koklear implant yerleştirilmesinde  topraklama sağlayan elektrot.  
    Refleks Azalması
    Reflex Decay. Devam eden akustik sinyalin varlığında stapedius kasının refleks kasılmasını belli bir süre devam ettirememesi. Klinik uygulamada zamanın %50 sinde azalım retrokoklear problemlerin ayırıcı tanısında yol göstericidir.
    Reflex Decay
    Refleks Azalması. Devam eden akustik sinyalin varlığında stapedius kasının refleks kasılmasını belli bir süre devam ettirememesi. Klinik uygulamada zamanın %50 sinde azalım retrokoklear problemlerin ayırıcı tanısında yol göstericidir.
    Resting membrane potential 
    İstirahat potansiyeli. İşitme sisteminde, koklea uyarılmadığı zaman bile mevcut olan potansiyel.
    Reverberation
    Yankılanım. Kapalı ortamlarda sert yüzeylere çarpan sesin, sinyal/ses kesildiği halde ortamda kalması. Ortamdaki sinyalin yok olmasının, ölmesinin ya da sönmesinin gecikmesi.
    Reverberation time
    Yankılanım zamanı. Kapalı ortamlardaki sesin sinyal kesildikten sonra başlangıç şiddetinin 60 dB altına düşmesi için geçen süre.
    Rollover 
    Düşüş. Retrokoklear patolojilerde görülen uyaran şiddet seviyesinde artış olduğunda, konuşmayı anlama performansında meydana gelen azalma. Konuşma uyaranı şiddet seviyesi arttıkça, konuşmayı anlama test skorunda düşme olması.

S

    Saf ses
    Pure tone. Tek bir frekansı içeren ses
    Saf ses eşiği
    Pure tone threshold. Saf ses uyaranının duyulabildiği en düşük şiddet seviyesi. Test edilen frekansta uyaranların en az yarısına yanıt alınan şiddet eşik olarak kabul edilir
    Saniyedeki Döngü Sayısı
    Cycles per second. Titreşen cismin bir saniyede tamamladığı döngü sayısı. Bkz frequency/frekans
    Santral İşitme Bozukluğu
    Central Auditory Disorder
    Santral İşitmenin Değerlendirilmesi
    Central Auditory Assessment
    Santral İşitsel Değerlendirme
    Central Auditory Assessment
    Santral İşitsel İşlemleme
    Central Auditory Processing
    Santral İşitsel İşlemleme Problemi
    Central Auditory Processing Problems
    Santral İşitsel Sinir sistemi
    Central Auditory Nervous System
    Santral Maske
    Central masking. Santral sinir sisteminin baskılayıcı etkisi olarak ortaya çıkan ve test edilmeyen kulağa maske gürültüsü verilmesiyle test kulağı işitme eşiği yükselmesidir.
    Sayısal İşitme cihazı
    Digital hearing aid. Sinyali sayısal olarak işlemleyen işitme cihazı.
    Sayısal sinyal işlemleme
    Digital signal processing. Analog sinyallerin sayısal işaretlere dönüştürülüp işlenebilecek hale getirilmesi
    Sayısal-Analog dönüşümü
    Digital to analog conversion. İşitme cihazlarında; sayısal sinyalin hoparlöre gönderilmeden önce analog sinyale dönüştürülmesi
    Sekizinci Kafa Siniri
    Eight Cranial Nerve. İşitme ve denge sistemlerinin duyu siniri. İşitme (koklear) ve denge (vestibüler) olarak iki dalı vardır.
    Sekizinci sinir tümörü
    Eight Nerve Tumor. Sekizinci sinir neoplazmlarının genel adı. Sıklıkla schwannoma, meningioma gibi tumorler görülür.
    Serbest alan
    Free Field.Yansımaya neden olacak ve sesin yayılımını engelleyecek sert yüzeylerin olmadığı ses alanı. Odyolojik incelemede hoparlör kullanılarak her iki kulağın aynı anda değerlendirilebildiği test ortamı.
    Serebellopontin Açı Tümörü.
    Cerebellopontine angle tumor. Serebellum ve ponsun arasında kalan boşlukta oluşan tümör. 
    Serebellum
    Beyincik 
    Serumen.
    Cerumen. Dış kulak yolunda cilt altında bulunan bezlerin salgısı ile dış kulak yolu cildinden dökülen keratin tabakasının birleşmesi ile oluşan ve koruyucu etkisi de olan salgı
    Ses
    Sound. Bir ses kaynağından yayılan titreşim enerjisinin havadaki ya da başka ortamdaki basınç dalgaları ile iletilmesi. İşitme duyusunun objektif kaynağı
    Ses Düzeyi Ölçer
    Sound Level Meter. Kabul edilmiş standartlara göre ses şiddetini 0.0002 dyne/cm2 referansı ile dB cinsinden ölçen cihaz. Kliniklerde odyometrede üretilmiş ve serbest alanda hoparlörden ya da kulaklıklardan çıkan sesin birbirleriyle uyumunun, endüstride ortam gürültü düzeyinin ölçümünde kullanılır.
    Short Increment Sensitivity Index (SISI)
    SISI testi. Kısa artımlara duyarlılık indeksi. 1 dB’lik şiddet artırımlarının fark edilmesi temeline dayanan koklear patolojilerin ayırıcı tanısında kullanılan davranış testi. Seçilen frekansdaki işitme eşiği üzerine 20 dB eklenerek 20 adet 1 dB’lik artımın kaç tanesinin hasta tarafından fark edildiği sayılır. Test öncesi alıştırma amaçlı 5 adet 5 dB’lik artım kullanılır ve hastadan ses şiddeti değiştiğinde butona basması istenir. Her bir 1 dB’lik artım %5 lik değere sahiptir. %75–100 arası sonuç koklear patoloji lehine yorumlanır. Test 500, 1000, 2000 ve 4000 Hz frekanslarında uygulanabilir.
    Sıkıştırılmış Konuşma
    Compressed speech.  Bazı bileşenleri çıkarılmak suretiyle sıkıştırılan ancak frekans özelliğini koruyan konuşma.
    SISI testi
    Short Increment Sensitivity Index (SISI). Kısa artımlara duyarlılık indeksi. 1 dB’lik şiddet artırımlarının fark edilmesi temeline dayanan koklear patolojilerin ayırıcı tanısında kullanılan davranış testi. Seçilen frekansdaki işitme eşiği üzerine 20 dB eklenerek 20 adet 1 dB’lik artımın kaç tanesinin hasta tarafından fark edildiği sayılır. Test öncesi alıştırma amaçlı 5 adet 5 dB’lik artım kullanılır ve hastadan ses şiddeti değiştiğinde butona basması istenir. Her bir 1 dB’lik artım %5 lik değere sahiptir. %75–100 arası sonuç koklear patoloji lehine yorumlanır. Test 500, 1000, 2000 ve 4000 Hz frekanslarında uygulanabilir.
    Sound
    Ses. Bir ses kaynağından yayılan titreşim enerjisinin havadaki ya da başka ortamdaki basınç dalgaları ile iletilmesi. İşitme duyusunun objektif kaynağı
    Sound Level Meter
    Ses Düzeyi Ölçer. Kabul edilmiş standartlara göre ses şiddetini 0.0002 dyne/cm2 referansı ile dB cinsinden ölçen cihaz. Kliniklerde odyometrede üretilmiş ve serbest alanda hoparlörden ya da kulaklıklardan çıkan sesin birbirleriyle uyumunun, endüstride ortam gürültü düzeyinin ölçümünde kullanılır.
    Sönümlenme. 
    damping. Akustik dalganın genliğinde zaman içinde azalma. 
    Speech audiometry
    Konuşma odyometrisi. Konuşmayı farketme, anlama, ayırt etme ile konuşma sinyalerini duymayı değerlendiren ölçüm yöntemi.
    Speech Awareness Threshold (SAT)
    Konuşmayı Farketme Eşiği. Konuşma sinyalinin en az %50’sinin fark edilebildiği en düşük şiddet düzeyi. Konuşma sinyallerinin duyulabildiği en düşük şiddet düzeyi.
    Speech Detection Threshold (SDT) 
    Konuşmayı Farketme Eşiği. Konuşma sinyalinin en az %50’sinin fark edilebildiği en düşük şiddet düzeyi. Konuşma sinyallerinin duyulabildiği en düşük şiddet düzeyi.
    Speech Processor
    Konuşma işlemcisi. Koklear implantta; akustik uyaranı elektrik kodlu sinyale dönüştürerek alıcıya yönlendiren elekronik cihaz.
    Speech Reception Threshold (SRT)
    Konuşmayı Anlama Eşiği (KAE). 3 heceli kelimelerin en az %50’sinin doğru anlaşılabildiği en düşük şiddet düzeyi
    Speech Recognition Test (SRT)
    Konuşmayı Anlama Eşiği (KAE). 3 heceli kelimelerin en az %50’sinin doğru anlaşılabildiği en düşük şiddet düzeyi
    Stapedial Reflex
    Stapes refleksi. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben orta kulak kaslarının, özellikle stapedius kasının kasılması. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben stapedius ve tensor timpani kaslarının kasılması kemik zinciri gerginleştirerek ve iç kulakla yaptığı eklemden ayırarak iç kulağı akustik travmadan korur. Stapes refleksi, Akustik stapedial refleks olarak da adlandırılır.
    Stapes refleksi
    Stapedial Reflex. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben orta kulak kaslarının, özellikle stapedius kasının kasılması. Yüksek şiddetteki uyarana cevaben stapedius ve tensor timpani kaslarının kasılması kemik zinciri gerginleştirerek ve iç kulakla yaptığı eklemden ayırarak iç kulağı akustik travmadan korur. Stapes refleksi, Akustik stapedial refleks olarak da adlandırılır.
    Summating potential 
    Birikim potansiyeli. Elektrokokleografi ile kokleadan ölçülebilen, uyaranın akustik özelliklerini içeren doğru akım elektriksel potansiyeller.

T

    Tam kazanç
    Full on gain. İşitme cihazlarında; cihazın iç ayarlarının (kazanç kontrollerinin) maksimum duruma getirildiği durumda ölçülen kazancı
    Tam rekrutman. 
    Complete recruitment. Tek taraflı sensinöral tip işitme kayıplarında, işitme kayıplı kulakta, şiddet arttıkça sesin gürlüğünde meydana gelen  anormal artışı gösteren testin sonuçlarından biri. Normal işiten kulak ile işitme kayıplı kulağın gürlük  algısının aynı şiddet seviyesinde eşitlenmesi. 
    Tamamen Kanal İçi işitme Cihazı.
    Completely in the canal hearing aid. CIC İşitme cihazı. Kulak kanalı içinde kulak zarına yakın olarak yerleştirilen, çok hafif-orta derecede işitme kayıpları için uygun olan işitme cihazı.
    Taşıyıcı Cümle.
    Carrier phrase. Konuşma odyometrisinde hedef hece, sözcük ya da cümleden önce söylenen ve kişiyi test sinyaline hazırlayan  “şimdi söyleyeceğiniz sözcük......” benzeri giriş tümcesi.
    Tek yönde sinyal biçimlendirici (işlemlemeci)
    Beamformer. Sadece tek bir yönden gelen sesleri toplayacak/iletecek şekilde sinyal işlemlemesi yapan, dinleyicinin karşısından gelen seslerin daha fazla alınmasını sağlayacak şekilde işlemleyebilen koklear implant veya işitme cihazı mikrofonu.
    Tekrarlamama
    Aperiodicity. Yinelememe
    Tekrarlamayan dalga
    Aperiodic wave. Aynı özellikleri taşımayan ve düzenli tekrar etmeyen dalga şekli (örn: beyaz gürültü).
    Telafi edilmiş statik akustik immitans
    Compensated static acoustic immittance. Kulak kanalı etkisini ortadan kaldıracak şekilde hesaplanmış, sadece orta kulağın timpanik membrandaki immitans değeri.
    Temel Frekans (F0). 
    Fundamental frequency (F0). Bir sistemin salınım yapabileceği minimum frekans değeri. Ses üreten bir titreşenin verebildiği en düşük sıklıktaki ses.
    Temporary Threshold Shift (TTS) 
    Geçici Eşik Değişikliği. Gürültülü ortamda bulunma sonrası, işitme hassasiyetinde azalma, gürültü kesildikten sonra belli zaman içerisinde işitme eşiklerinin gürültüden etkilenmeden önceki seviyeye geri dönmesi.
    Tıkaç kulaklık
    Insert earphone.Odyometreden üretilen sesin kulağa iletilmesini sağlayan kulak kanalına yumuşak bir materyal ile yerleşen ve ortasında uyaranın geçişini sağlayan bir tüp bulunan standardize edilmiş düzenek.
    Toprak Elektrot
    Referans elektrot. Tüm eletrofizyolojik ölçümlerde olduğu gibi, koklear implant yerleştirilmesinde  topraklama sağlayan elektrot.  
    Toprak Elektrot
    Ground electrod . Elektofizyolojik ölçümlerde kişiyi elektrik yükü açısından nötralize etmek amacı ile toprakla bağlantı sağlayan elektrot. Koklear implantta iç kulağa yerleşen aktif elektrottan yayılan elektrik akımını toplayan ve devrenin tamamlanmasını sağlayan elektrot 
    Transient Evoked Otoacoustic Emission (TEOAE)
    Kısa Süreli Uyarılmış Otoakustik Yayımlar. Kulağa sunulan klik veya tone burst gibi kısa akustik uyaranın koklea tarafından geri yayımı
    Transmitter
    İletici. Koklear implantta; elektrik kodlu sinyali alıcıya ileten elektronik cihaz, işitme cihazında; işlenmiş akustik girdiyi kulağa ileten hoparlör

U

    Uluslararası Standartlar Örgütü
    International Standarts Organization (ISO). Tüm ölçüm araçlarının odyometreler dahil standartlarını belirleyen uluslararası standartlar organizasyonu. Amerika’daki resmi temsilcisi ANSI.
    Uncomfortable Loudness Level 
    Rahatsız Edici Ses Yüksekliği. Sesin rahatsız edici olarak algılandığı şiddet düzeyi
    Undermasking 
    Yetersiz Maskeleme. Maskeleme şiddet düzeyinin, maskelenen kulakta, gerekli eşik değişikliğini/kaymasını/yükselmesini sağlayacak ölçüde büyük olmaması.
    Uyarılmış Otoakustik Yayım
    Evoked Otoacoustic Emission (EOE). Kulağa sunulan akustik uyaranın koklea tarafından geri yayımı
    Uyumluluk.
    Compliance. Sistemde enerji akışına uyumluluk, engel olmama. Bkz. Acoustic Compliance/Akustik uyumluluk
    Uzak alandan kayıt
    Far field recording. Bir davranımın, davranımı oluşturan kaynağa göreceli olarak uzak bir mesafeden elektrotlarla kaydının yapılması. Örn. ABR testinde işitme sinirinin işitsel uyarana cevabının cilt üzerine yerleşen elektrotlara ulaşarak kaydının elde edilmesi

V

    Visual Reinforcement Audiometry (VRA)
    Görsel Pekiştireçli Odyometri. 6-30 aylık çocuklar ve kulaklıklarla oyun odyomtrisine uyum sağlayamayan daha büyük çocuklar için akustik uyaranı her duyduğunda sesin geldiği kaynağa yönelme cevabının görsel uyaran ile pekiştirildiği davranım testi.
    von Békésy
    Bekesy. 1899-1972 yılları arasında yaşamış ve kokleanın fonksiyonu üzerine yaptığı çalışmalarla 1961’de Nobel ödülü kazanmış Macar biofizikçi.

W

    Weber test
    Weber testi. Odyolojik incelemede kemik vibratörün, kulak burun boğaz muayenesinde farklı frekanslarda diyapozonların frontal bölgede orta hat üzerine yerleştirilerek verilen sesin lateralizasyonu temeline dayanan işitme kaybının tipini belirlemeye yardımcı olarak kullanılan test yöntemi.
    Weber testi
    Weber test. Odyolojik incelemede kemik vibratörün, kulak burun boğaz muayenesinde farklı frekanslarda diyapozonların frontal bölgede orta hat üzerine yerleştirilerek verilen sesin lateralizasyonu temeline dayanan işitme kaybının tipini belirlemeye yardımcı olarak kullanılan test yöntemi.
    White noise
    Beyaz Gürültü. İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültüdür. Geniş bant gürültü.
    Wide Band Noise ( WBN )
    Geniş Bant Gürültü. İşitilebilir tüm frekanslarda eşit akustik enerji taşıyan geniş bantlı gürültüdür. Beyaz gürültü.

Y

    Yankılanım
    Reverberation. Kapalı ortamlarda sert yüzeylere çarpan sesin, sinyal/ses kesildiği halde ortamda kalması. Ortamdaki sinyalin yok olmasının, ölmesinin ya da sönmesinin gecikmesi.
    Yankılanım zamanı
    Reverberation time. Kapalı ortamlardaki sesin sinyal kesildikten sonra başlangıç şiddetinin 60 dB altına düşmesi için geçen süre.
    Yankısız oda
    Anechoic chamber. Ses ya da elektromagnetik enerji geçişini engellemek için özel olarak yalıtılmış oda.
    Yapay kulak
    Artificial ear.
    Yetersiz Maskeleme
    Undermasking. Maskeleme şiddet düzeyinin, maskelenen kulakta, gerekli eşik değişikliğini/kaymasını/yükselmesini sağlayacak ölçüde büyük olmaması.
    Yönsel İşitme
    Directional hearing. Sesin hangi yönden geldiğini ayırt edebilme
    Yönsel mikrofon
    Directional microphone. Kişinin yöneldiği ses kaynağına göre; kişinin ve ses kaynağının hareketliliğini ve ortam gürültüsünü dikkate alarak akustik uyaranın anlaşılabilirliğinin artmasına olanak sağlayan işitme cihazı mikrofon sistemi
    Yükseltici
    Amplifier. Sinyal genliğini arttıran düzenek. Hoparlör. İşitme cihazı için; akustik sinyalin yükseltilerek/güçlendirilerek çıktı kazancının artmasına olanak sağlayan düzenek.
    Yükseltim
    Amplification. Ses sinyallerinin güçlendirilmesi.  Bir sinyalin yükseltilmesi/güçlendirilmesi işlemi. İşitme cihazı için; akustik sinyalin yükseltilmesi/güçlendirilmesi.
    Yükseltme Yöntemi
    Ascending method. Downs & Minard (1996) Yöntemi. İşitme eşiğinin belirlenmesinde en düşük şiddet düzeyinden başlanıp, sinyal duyulana kadar, konuşma testinde kelimeler doğru tekrarlanana kadar 10’ar dB’lik adımlarla şiddetin yükseltildiği; aynı uyaran şiddetine arka arkaya iki doğru yanıtın alındığı, iki sözcüğün doğru tekrarlanabildiği düzeyin işitme/konuşmayı alma eşiği olarak kabul edildiği yöntem. 
    Yükseltme-Azaltma Yöntemi
    Ascending-descending method.  İşitme eşiklerinin ve konuşmayı alma eşiğinin belirlenmesinde, teste duyulabilen şiddet seviyesinde başlanıp 10 dB azaltılarak, uyaran duyulmaz olunca 5 dB arttırılarak eşik belirleme yöntemi.
    Yüz felci
    Facial paralysis. Yüz siniri problemlerine bağlı olarak yüzün istemli hareketlerini yapamaması ya da yapamama durumu.
    Yüz siniri.
    Facial nerve

Z

    Zamksı Kulak
    G+B428:D680lue ear. Orta kulakta yapışkan ve yoğun sıvı birikimi ile ağrısız seyreden bir orta kulak patolojisi