P1’e bir şans verin!

0
221

Frank Musiek’in editörü olduğu, Pathways isimli bir internet sayfasında yayınladığı makalesi, rutin işitsel tanıya yönelik klinik uygulamaların altında kalan P1 ölçümünün önemini vurgulamaktadır.

P1, geç veya kortikal İşitsel Uyarılmış Potansiyeller (İUP) olarak adlandırılan kompleksin bir elemanıdır. P1, bu kompleksin diğer elemanları olan N1 ve P2 cevaplarından daha erken elde edilir ancak bu iki elemanın cevabının daha çok araştırılması P1’i gölgede bırakmıştır. N1 ve P2 cevaplarını elde etmek amacıyla kortikal İUP kaydetmiş olan herkes muhtemelen bir P1 cevabı kaydetmiştir. Yetişkinlerde, uyaran ve kayıt tekniğinin tipine ve şiddetine bağlı olarak yaklaşık 50 ila 80 msn’de oluşur. Ancak, P1 dikkat çekici bir matürasyon sürecine sahiptir. Yenidoğanlarda P1 latansı yaklaşık 300 msn’de elde edilir, dalga morfolojisi oldukça bozuk ve küçük amplitüdlüdür. 2 yaşına doğru dalga morfolojisinde değişiklik ve latansta da 100 msn’ye doğru kısalma gözlenir. Amplitüdleri 2 yaşına kadar 2 mikrovolt civarında iken 5 mikrovolttan daha büyük elde edilmeye başlar.

Image Credit: Sharma, A., Glick, H., Deeves, E., & Duncan, E. (2015). The P1 biomarker for assessing cortical maturation in pediatric hearing loss: a review. Otorinolaringologia65(4), 103.

P1’in tam olarak matürasyonu, ergenlik dönemini bulabilir ancak 2-3 yaşından sonra latansların kısalma hızı belirgin şekilde yavaşlar. P1, erken çocukluk sonrası olgunlaşırken amplitüd küçülmeye başlar! Yetişkinlerde P1 latansı 60 msn ve civarında elde edilir ancak amplitüdler azalır ve genç erişkinlerde dalga formu küçük çocuklarınkinden daha küçüktür! (bakınız Campbell, Cardon, Sharma, 2011). Bu gerçekten sıra dışı bir olaydır ancak P1’in küçük çocuk ve genç popülasyonda kullanım olasılıklarını vurgulamaktadır. Okul öncesi yıllarda P1’in N1- P2 kompleksi ile birlikte morfolojisini değiştirdiği, N1- P2’nin daha baskın olduğu ve P1’in yaş arttıkça daha az baskın olduğu bilinmelidir.

Diğer İUP’lere benzer şekilde, P1 latansı, merkezi işitsel sistemin matürasyonu için bir biyobelirteç (biyomarker) olabilir (bakınız Eggermont ve Ponton, 2003). Muhtemelen artan sinaptik aktiviteyi ve merkezi işitsel sistemin zaman içindeki miyelinizasyonunu yansıtmaktadır. P1 kaynakları (jeneratörleri), talamo-kortikal bağlantıların katkılarıyla işitsel korteks olarak kabul edilir. İşitsel korteks tarafından üretildiğinden P1, diğer orta ve geç uyarılmış potansiyellerde olduğu gibi uyku durumundan etkilenir. Ancak uyanık küçük çocuklarla tutarlı bir şekilde elde edilebileceği gösterilmiştir.

Anu Sharma ve meslektaşları, P1’in erken / geç koklear implantasyon etkilerini ölçmede nasıl kullanılabileceğini güzel bir şekilde göstermiştir (Sharma, Dorman, Spahr, 2002). Yaptıkları çalışmada, okul öncesi çağındaki çocukların koklear implant ile işitsel gelişim üzerindeki etkisini göstermek için latans normları oluşturmuşlardır. Tabii ki, P1’in koklear implantlarla kullanımı kritik derecede önemlidir, ancak Sharma’nın çalışması ayrıca işitsel korteks tarafından üretilen İUP’lerin bebek ve küçük çocuklar için tutarlı, normatif veriler oluşturma becerisini gösterir. P1’in, sensorinöral işitme kaybı ve işitsel nöropatisi olan çocukların işitsel değerlendirmesinde faydalı olduğu da gösterilmiştir (bkz. Campbell ve ark. 2011). Ayrıca, P1, klinikte ek popülasyonlar (başka nörolojik bozukluklar) için de kullanılma özelliğine sahiptir.

P1’in küçük çocuk / yenidoğanların değerlendirilmesinde daha sık kullanılan ABR’ye göre avantajı, merkezi işitsel sistemdeki daha rostral (burun yönünde- öne doğru) yapıların işlevini yansıtmasıdır. Bu, P1’in ABR yerine kullanılması gerektiği anlamına gelmez, bunun yerine bir tamamlayıcı olarak kullanılması anlamına gelir. P1’in küçük çocuklarda kaydedilmesi ve bilinen kaynakları, birçok başka klinik popülasyonda kullanımının yolunu açabilir. Belki de en iyi adaylar arasında, çeşitli merkezi işitsel bozukluğu olan çocuklar vardır.

P1 ölçümü, merkezi işitsel sistemin etkilendiği çeşitli nörolojik bozuklukları olan çocuklar için kullanılabilir. P1’in uygulanabilir göründüğü ve şiddetle ihtiyaç duyulacağı işitsel bozukluklardan biri Landau Kleffner sendromudur (Pearl, Carrazana, Holmes, 2001). Landau Kleffner sendromu temelde genellikle merkezi işitsel sistemi etkileyen, nöbetlerin eşlik ettiği ve teşhis edilmesi zor bir bozukluktur. Genellikle küçük çocuklarda görülür. Bu çocuklar konuşma, dil ve işitsel farkındalıkta gerileme (regresyon) gösterirler. Bu bozukluk öncelikle korteksi etkilediği için, ABR testinde genellikle normal sonuçlar elde edilir. – bazen işitsel bir tanı konulmasını engelleyebilir. Bu çocukların, davranışsal olarak merkezi işitsel işlemlemeleri test edilemediğinden, işitsel uyarılmış potansiyeller gibi merkezi işitsel sistemin bütünlüğünün değerlendirileceği objektif testlere ihtiyaç olmaktadır.

İhtiyacın büyük olduğu bu tür klinik durumlarda, P1’in çok yardımcı olabileceği görülüyor.

P1’e bir şans verme zamanı!

Kaynaklar

  1. Campbell, J., Cardon, G. and Sharma, A. (2011) Clinical Application of the P1 Cortical
    Auditory Evoked Potential Biomarker in Children with Sensorineural Hearing Loss and Auditory Neuropathy Spectrum Disorder
  2. Eggermont JJ, Ponton CW. Auditory-evoked potential studies of cortical maturation in
    normal hearing and implanted children: correlations with changes in structure and
    speech perception. Acta Otolaryngol. 2003;123:249–252.
  3. Pearl PL, Carrazana EJ, Holmes GL (2001). “The Landau–Kleffner Syndrome” Epilepsy Curr. 1 (2): 39–45.
  4. Sharma A, Dorman MF, Spahr AJ. Rapid development of cortical auditory evoked
    potentials after early cochlear implantation. Neuroreport. 2002b;13:1365–1368.

Frank Musiek, Ph.D

Çeviri: Dr. Ebru Kösemihal, Ph.D.

Yayınlanma tarihi: 10 Nisan 2019 / https://hearinghealthmatters.org/pathways/2019/give-p1-a-chance/

Bir Cevap Yazın